Blog

  • kıyıya vuran çocuklar

    kıyıya vuran bebek
    kıyıya vuran bebek

    Son günlerde gazetelerde,tvlerde, internette v.b her yerde kıyıya vurmuş çocuk cesetleri gösteriliyor.. çaresizliğin en acı göstergesi gibiydi o çocuklar. çaresizlikten vatanını, yurdunu, evini terk etmek zorunda kalmış insanları bir kez daha farkettik, kısa süreliğine de olsa…  hergün dışarda görüp görmezden geldiğimiz çocuklardan biri olacaktı belki yaşayabilselerdi.

    Ahir zaman dedikleri bu zamanlardı belki de. toplu ölümlerde bile kendimize çeki düzen vermek zorunda hissetmediğimiz, çocuk ölülerinin bile bir kaç dakika içimizi yakmaktan ileri gidemediği zamanlarda yaşıyoruz artık..düşünmüyoruz,sorgulamıyoruz.., kaçmak bilmezlikten gelmek işimize geliyor.. kaçınılmaz sonumuza doğru koşar adım giderken, zamanın bu kadar verimsizleşmesi bile titretmiyorken içimizi biz geçici hayatın bizi oyalaması için herşeyi yapıyoruz. düşünmekten özellikle kaçıyoruz..

    hep aynı kalacak zannettiğimiz için belki bu rahatlık… hiçbirimiz birgün bizim de çocuklarımızın kıyıya vuran cesetleri olabileceğini düşündük ki, ya da bunu düşünmemek için özellikle tıkadık kulaklarımızı iç sesimize…

    Bir kaç hafta sonra Allahın izniyle yavrumu kucağıma alacağım. o küçücük cansız bedenleri görünce bile kasılıyorum… onlar için yapılabilecek birşey yok.  sadece biraz daha vicdan belki biraz da insanlığımızı hatırlasak yeter bence…

  • hayat bir okul

    Bu hayata geldiğimiz andan itibaren sürekli yeni birşeyler öğrendik. bazen öğrendiklerimiz bizi çok mutlu etti, bazen de yaşamdan soğuduk öğrendiklerimiz yüzünden… yıllar geçince anladık ki bütün öğrendiklerimizin aslında bir sebebi var. öğrendikçe büyüdük, tecrübelerimiz oluştu, yanlışlarımızı tekrarlamamayı öğrendik bu sayede.. öğrenilen en kötü şeyin bile bilmemezlikten iyi olduğunu keşfettik…

    Günlüğümü okudum bugün… bazılarına güldüm, bazı şeyleri unutmuşum hatırlamak garip hissettirdi. zamanında o kadar tepki gösterip kızdığım şeylerin artık sadece bir anı olarak kaldığını görmek güzeldi. 2 yıl önce acı çekerek yazdığım yazıları şimdi okurken gülümsüyorum.. bazı satırlarda ne kadar da safmışım dedim.

    Yaşarken zorlandığımız ya da mutlu olduğumuz şeylerin şimdi hikaye gibi gelmesi de bir tecrübe bana göre ve bana hayatın ne kadar hızlı değiştiğini bugün kendimi yıprattığım olayların geçeceğini bu sebeple de daha az ya da daha dengeli tepkiler vermem gerektiğini öğretti..

    Çok birşey söylemeye gerek yok.. şu an yaşadığınız ne kadar sıkıntı varsa onlar illa ki geçecek ve unutulacak. elbette yeni sıkıntılar da olacak ama onlar da geçecek ve hayat bu yaşadıklarımız sayesinde öğrene öğrene son bulacak.. ne yaşadığımız önemli değil bence herkesin derdi farklı. önemli olan kendimize ne kadar zarar verdiğimiz ya da ne kadar avutabildiğimiz… ben artık biliyorum her sıkıntı geçecek ve gelip geçici bir şey için kendimizi fazla yıpratmaya gerek yok…

  • aşka saygı

    İçimi dele dele bir aşk yaşadım ben..Ben bile inanamadım bu kadar sevebildiğime. O kadar çok problem oldu ki evlendiğimde inanamamıştım. Onun yerini kimsenin alamayacağını bildiğim için aklım çıkıyordu bir gün bırakıp gidecek diye. Belki kendi isteğiyle bunu yapmazdı ama öyle çok yormuştuk ki onu haklıydı bırakıp gitse bile.. Ama o da beni çok sevmiş ki herşeye rağmen yanımda kaldı. savaştı sonuna kadar ve kazandı..

    Ailesi bu ilişkinin bitmesini istemişti. bir taraftan ben aşık olduğum adamı kaybetme korkumun acısını ondan çıkarmıştım.. şimdi ki aklım olsa asla yapmazdım. sadece ona destek olurdum. Belki ailesi de pişman olmuştur hatta olduklarını hissediyorum bende.. o zamanlar bizi anlamalarını ayrılamadığımızı görüp destek olmalarını isterdim.

    şimdi herşey geçti gitti. onlar oğullarının düğününe gelmedi ve sanırım bundan daha büyük bir üzüntü olamaz bir aile için… Biz sıkıntılara ayrı olarak daha fazla dayanamadığımız bir kaç ay içinde evlilik kararı aldık ve evlendik..

    Sonuç olarak ne insan evladını ömrünün sonuna kadar bırakabilir ne de evlat ailesini.. ki bırakmasın da zaten.. Ama bazen sizin gördüğünüz ya da bildiğiniz şeyler yanlış olabilir.. hep ben haklıyım ben doğruyu bilirim demek insanı yanlışa sürükler. inanmasanız bile aşka değer verip anlamaya çalışın. gururunuzun esiri olup evladınıza en güzel geçirmesi gereken zamanları zehir etmeyin ve sizde emin olun daha mutlu olacaksınız..

    Eğer bir insan acı çekecekse yani kaderinde bu sıkıntıları yaşamak varsa buna kimse engel olamaz zaten.. ve nasibi kimse insan onunla evlenir. bir aile evladına sırt dönerek yanlış yaptığını düşündüğünde onu yalnız bırakarak doğru birşey yapmış olmuyor malesef.. insanın evladı için yapabileceği en büyük iyilik dua etmektir.. dua dan başka hiçbirşey onları korumaz….

  • kadın ve anne

    Kadın olarak kendimden soğuyup anneliğe fazlasıyla ısınmaya başladığım bir döneme girdik… Yaklaşık 8 kilo alıp kendi bedenimden soğuyup aynaya bakmaktan hoşlanmadığım günler yaşıyorum. Hem kilolar nedeniyle şişen ayaklar hem de artık giyilemeyen kıyafetler nedeniyle alışveriş eziyet gibi gelmeye başladı. Eşinin beğenmeme kaygısı, uykusuzluk, sinirlilik ve benzeri haller…

    Beni en mutlu eden şey ise oğlumun o minicik tekmeleri…Babasının da aynı duyguları hissetmesini bekliyordum en başta, paylaşmak istiyor insan heyecanını.. Ama öyle olmuyormuş. Onun da çok sevdiğini biliyorum bebeğimizi ve heyecanlandığını da ancak tamamen farklı duygular. Anne olmak farklıymış onun kalbi benimle birlikte atıyor. Bana ihtiyacı var. Onu sevdiğim kadar çok korumalıyım herşeyden, hatta bazen kendi düşüncesizliğimden bile korumalıyım…

    Korkularım çoktan boyumu aştı.Hayallerim ise hep bebeğimle artık… bir o kadar da güçlüyüm ama… Benden ve en sevdiğimden bir parça olacak artık bu dünyada.. bunu bilmek bütün herşeye karşı daha sağlam daha dik durmayı gerektiriyor..sadece kendini değil senden bir parçayı da korumak zorundasın..

    O kadar çok şey yazılabilir ki bunun üstüne ve hatta yazılmışta. bir kadın için en büyük şükür sebebi annelik.. elbette bu kadar güzel bir hediyenin de bir bedeli olacak.. fazlasına bile razı olur insan başına gelirse…Ve en güzeli hayatta yaptığın bütün hatalara bütün yanlışlara rağmen tertemiz olabilme şansı bana göre annelik..

    Binlerce kez şükrediyorum bu duyguları yaşatana… kadın olarak kendinizden soğusanızda her şeye değer annelik..Şimdi heyecanla onun yolunu beklemeye devam… az kaldı..

  • uzun zaman sonra yeniden…

    Hayatımda öyle değişiklikler oldu ki bunlara alışma sürecinde neredeyse hiçbir şey yapmadım. bu duygulara alışmak ve beraberinde getirdiklerini yaşamak çok farklıydı.. Belki de bir kadının yaşayabileceği en müthiş duyguları yaşıyorum. Bir bebeğim olacak ve ben artık O’nun hayatıma gireceğini öğrendiğim andan beri eskisi gibi değilim ve olmayacağım da sanırım. Artık korkularım daha büyük ve umutlarım da da, daha çok ağrı çekiyorum ama daha çok şükrediyorum, daha az şey yapıp daha mutluyum..

    Bu öyle bir şey ki anlatılması çok güç, öyle özel bir durum ki annelerimizin dediği gibi başına gelmeyince anlaşılması zor..O’nun hareketlerini daha yeni yeni hissetmeye başladım ve her hissettiğimde gözlerimden yaşlar düşüyor mutluluktan. Dualarımın hepsinde bebeğim var..karnımda yarıklar oluşmasına sebep olurken ben onun büyüdüğünü anlayıp şükrediyorum..

    Bu süreçte en güzel olan şey ise eşimin hoşgörüsü, ilgisi, her şeyi düşünmesi oldu. bana sadece bu güzelliği doya doya yaşamak kaldı eşim sayesinde..Onun gibi bir oğlum olmasını çok istiyorum.. Onun gibi merhametli, içten, yalansız dolansız, sakin ve huzur veren bir insan olsun inşallah..

    İnsan anne adayı olunca hep bebeğinden bahsetmek istiyor. hayallerimde bile öyle güzel ki gerçeği muhteşem olacak gibi geliyor.. herkes bir taraftan korkular salsa da onun bana yaşattığı bu güzelliklerin yanında bütün çilesi bana hoş görünüyor… VE Allah uzun ömür versin ki babası müthiş bir adam ve her daim bize yardımcı olacak, elinden gelen herşeyi yapacak biliyorum…

    Bu kadar mutlu olacağımı söyleseler inanmazdım ancak şimdi bunu yaşıyorum ve binlerce kez şükrediyorum bu hayatta bana verilen rolüme..sıkıntılı zamanlarımda hiç bitmeyecekmiş gibi gelen dert yığınları birer birer yok oldu. Ve sıkıntılı olan herkese tavsiye. sabredin ve ALLAH’a sığının. o sabrın mükafatı öyle güzel olur ki hayal bile edemezsiniz.. şimdilik hoşçakalın..

     

  • kadın olmak üzerine..

    En son Özgecan Aslan cinayetiyle bir kez daha ortaya çıktı maalesef ülkemizde kadının yeri…İlk duyduğumda içim öyle yandı ki  o kızın duyduğu korkuyu Manisa da geç bile olmayan bir saatte yurda dönerken otobüste az kişi kaldığında defalarca yaşadım. dua ede ede yurda geleceğim durağa kadar gelirdim..

    şimdi o kız nasıl korkmuştur kim bilir yanlış yöne gittiğini anladığında. belki ölüme belki de ölümden bile daha kötü bir şey başına geleceğini anlayıp çaresiz olmak ne acı yarabbim..

    şimdi işin farklı yönlerini konuşmak gerek sanırım.. günlerdir gündemi takip ediyorum. kimileri bu işin suçunu farklı çevrelere attı. kimileri hakaret etti. suçlulara bende dahil olmak üzere binlerce beddua ve hakaret edildi ki sonuna kadar hak ettiler..

    bazı çevreler bunu dinimize bağladı ki bence en acı olan tarafı buydu.. hoşgörünün en üst seviyede olduğu ve gerçekten doğru yaşandığında bizleri mutsuz etmesi mümkün olmayan İslami hayata bu derece hakaret çok yanlıştı.. insanlar hata yapabilir. cani olabilir. hayvanlardan daha aşağılık olabilir ancak bu asla cinayet işlemeyi bütün insanlığı öldürmekle bir tutan bir dine inanan ya da yaşayan biri tarafından yapılamaz…

    şimdi ki sistem de işler farklı çalışıyor evet.. insanlar din tüccarlığına başladı..yalandan, iftiradan, hak yemekten korkmayan ve kendine müslüman diyen tipler türedi.. onların erdiği kadar zararı başka hiç kimse veremezdi dinimize.. ama umurlarında mı? tabi ki hayır. onların tek derdi para, mevki,saygınlık kazanmak. oysa ki o kadar çirkin o kadar iğrenç ki iç dünyaları ellerine fırsat geçtiğinde her türlü kötülüğü yapabilirler..

    gerçekten iman eden hiçbir insan bir canlıya zarar veremez. hele ki eşine asla.. onlar için eşleri armağandır. öyle davranırlar öyle hissettirirler.. hele kız çocukları cennetin anahtarıdır. o yüzden en değerlidir. en kıymetlidir. korunması gerekir bir mücevher gibi..

    kendime dönmek gerekirse evlenmeden önce kadınlara değer vermeyen abimleri gördükçe evlilikten soğurdum. onlar evet kötü insanlar değillerdi ama eşlerini ALLAH ın emaneti olarak görüp öyle yaşayan insanlarda değildi. zarar vermezlerdi ama mutlu da etmezlerdi…Benimse karşıma dualarımı kabul ederek bir melek çıkardı.. şimdi hiç olmadığım kadar değerli, özgür, cesur, mutlu ve huzurlu  hissediyorum kendimi eşim ve onun bana bakış açısı sayesinde…

    kendimden de örnek verdiğime göre konuyu toparlayıp kapatabilirim.. gerçekten iman eden inancı sağlam ve doğru yaşamaya çalışan kimse bir kadına ya da bir canlıya zarar vermez. onu korur kollar yardım eder ama asla zarar vermez… altını çizerek belirtmek isterim ki  gerçekten inanan ve yaşayanlar için geçerli.. yoksa sahtekarlar için değil..

  • 14 şubat sevgililer günü

    Sevgililer günü olarak bilinen 14 şubata bir kaç gün kaldı.. Sevgilisi olanlar nişanlılar, evliler ve sevgili olmak isteyenler için de anlamlı bir gün olabilir.şimdi herkes hediye alma derdine düştü. bu o kadar zor bir iş ki herkesin günler öncesinden düşünmek araştırmak zorunda kaldığı bir durum.

    Herkesin düşüncesi farklı bu konuda. bazı insanlar kutlanmaması gerektiğini düşünüyor. bazıları ise kapitalizmin oyunu olduğunu o yüzden birşey yapmamak gerektiğini düşünüyor.. bazısının parası yok bazısının da alacak kimsesi.. yani hediye almayı düşünmeyen bir kesim var.. bende bunlardan biriyim ama benim mazeretim farklı.. ben herkesin yaptığı günlerde yapılan şeyleri sevmiyorum.. neyse hediye almayı düşünen insanlar için pratik ve uygun  bir kaç detay vereyim de gideyim en iyisi…

    Aslında bu durum karşınızdakinin sizin için ne kadar değerli olduğu, ya da onun daha ne kadar hayatınızda olmasını istediğinizle yakın alakalı bence.. Eğer o kişiyle bir gelecek düşünüyorsanız ona küçük ama anlamlı bir hediye yaptırabilirsiniz.. örneğin isimleriniz hattat elinde yazılmış çerçeve içinde olabilir ve bunu ona evimizin ilk eşyası olarak verebilirsiniz.. bu o kadar pahalı birşey değil ama yine de ağır gelir diyorsanız daha  küçük sizi ona anımsatacak bir şeyler güzel olabilir..

    Bunlar normal sevgililer için bir de bu işi gizli saklı yürütenler var ve ailesinin bu durumu bilmesini istemiyorsa o zaman durum farklı.. ona daha saklanması kolay hatta tüketilebilir bir şeyler hediye etmek daha makul olabilir.. örneğin çikolata her zaman bu konuda iyi bir seçim olmuştur.. tabi ki marketten alıp sevgiliye vermek değil mesele.. madem ki o kişi sizin için gizli saklı işler yapmayı göze alıyor sizde azcık paraya kıyıp kaliteli bir şeyler alın.. üstelik hediyeden daha çok paketi yani sunum önemlidir. ona öyle bir sunum yapın ki er yaptığınız işte onu düşündüğünüzü anlasın..

    Daha çok şey yazılır ama kafa doldurmaya gerek yok… herkesin iyi bir sevgililer günü geçirmesi dileğiyle…

  • ah ulan istanbul

    İstanbul… adı bile bir başka gelir insana içinde yaşamıyorsan. Hayaller kurulur üstüne dünyalar kadar sanki ulaşılmaz bir şehir gibidir uzaktan bakana. boğazı vardır bir kere üstüne hayaller kurdurur  ta ki gerçeğini görene kadar.. İstanbul uzaktan daha güzeldir aslında.. içine girenler hayat karmaşasında kaybolup gitmişlerdir çünkü..

    Bütün diziler orada çekilmiş. beğenilen sevilen herkes orada yaşamaktadır dışarıdan bakan için.. çok caziptir. çok çekicidir.. herkesin gençliğinde bir kere hayalini kurduğu bir yer gibi gelir bana.. hele küçük bir yerde yaşamışsanız ve sadece televizyondan izlediğin bir şehirse ve asla orayı göremeyeceğini düşünüyorsan daha caziptir..

    sonra içine girersin. önce karmaşasında kaybolmaktan korkarsın. alışılır zaman geçtikçe uzaktayken özlersin kalabalığını.. ama insanın hayallerini yıktığı da bir gerçektir.. Dışarıdan ışıl ışıl bir yerken içinde sadece nasıl daha iyi yaşayabilirim düşüncesiyle insanları birbirini yediği bir yerdir.. bir sokakta insanlar kiralarını denkleştirmek için kafa patlatırken öbür yanda o insanların kirasını bir gecede harcayan insanların olduğu bir şehir.. adaletsizliğin çırılçıplak karşımızda durduğu.. insanın nefsini zorlayan İSTANBUL…

  • uykusuzluğun en tatlı hali

    Saat 03:58. Ders çalışmayı bırakmak için uygun zamanın geldiğini anlıyorum gozlerimin ağırlaşmasından. Yine de bırakmak istemediğim için kitabımı da alıp yatakta oturarak biraz daha çalışmaya karar veriyorum. Saatlerdir sandalyede oturmaktan ayaklarımın uyuştuğunu ayağa kalkınca anliyorum.. Yatağa oturuyorum ve diyorum ki bir şarkı molası:kulaklığı taktım ve son gunlerde hiç bıkmadan dinlediğim bir mustafa ceceli parçası olan hüsran şarkısını dinliyorum. Ve bir taraftan hayallerim ve gerçekler kapışıyor..

    Bir oğlum olmasını hayal ediyorum. Birgun anne olacak olma ihtimali bile beni heyecanlandırıyor. Adını bile koydum: Ali Faruk koydum ona kafamda ne de olsa ikisi de hayatımdaki en cok sevdiğim iki erkek.. Biri babam biri eşim.. Onların adıyla sesleneyim oğluma… Küçüklüğümden beri hep erkek çocuğum olsun istedim. Kızım olursa bu hayatta daha çok zorlanır benim gibi yaralanır diye korktugumdan belki de.. Doğmamış çocuklarımı korumaya çalışıyorum resmen;)

    Ben boyle hayallere dalmisken yanımdaki kitapta oylece duruyor.. İçinde kamu yonetimi anlatılıyor. Bu kitaplar için insanlar sadece iyi yönetilenler ve kötü yönetilenler diye ayrılıyor. İnsan olmamızın iyi veya kötü olmamızın hiçbir değeri yok. Sonra düşünüyorum hayallerden sıyrılıp. Ders çalışmalıyım hem de çok.. Okul bitmeli,kpssye girilmeli sonra bir iş bulmaya çalışmalı, benim hayallerimin ne onemi var hayatta bu kadar yapılacak iş varken:((

    Sonuçta ders çalışmaktan vazgeçip uyumaya karar veriyorum. Şu an yapacağım en sağlıklı şey bu sanırım.. Hayal kurmak herşeye rağmen güzel.. Hayal alemine dalıp herşeyi unutup mutlu olmak güzel. Hayat ise bir o kadar karmaşık ve yorucu.. Neyse… İyice gozlerim kapanmadan bitirsem iyi olacak. Herkesin güzel hayallerinin gerçekleşmesi duasıyla. Allaha emanet olun..

  • Âlimleri itibarsizlaştırma çabası

    Son zamanlarda da bu moda oldu.. Doğru düzgün İslâmı anlatmaya çalışan herkese iftira atmak, itibarsizlartirmaya çalışmak, kötülemek, hakaret etmek…

    Normalde bu tarz konularda internette dolaşan haberlerle ilgili çok yazmak istemem. Çünkü çoğu aklı başında insan bilir ki internette yazanların çoğu yalan. Ama bu sefer dayanamadım..

    Bugün çok sevdiğim bir sürü kitabını okuduğum, bir sürü fetvasını dinlediğim, gerçekten düzgün, dürüst bir insan olduğunu bildiğim Nureddin YILDIZ hocam hakkında yazılanları okuyunca deli oldum.. Ben onceden bildiğim için ilk başta yazan konunun gerçek olmadığını en baştan anladım.. Ama bazı insanlar!!! araştırmadan bilmeden bir saatlik fetvanın iki dakikalik yerini yayınlayarak hakaret ustune hakaret etmişler.. Yazık cok yazık bu insancıklara!!

    Ne istiyorsunuz anlamıyorum!!!Aslında anlıyorum.. Dinimizi ne kadar iyi anlatan insan varsa onları kotuleyin ki kotu anlatanlara yanlış anlatanlara gun doğsun.. Boylelikle herkes özünü bilmeden muslumanliktan sogusun…sizin gibi şeytanların sayısı çoğalsın..

    Hayatındaki bütün bilgi sandığı herşeyi internetten öğrenen okumak bilmeyen, Kur’an-ı Kerim i okuyup anlamaya çalışmayan, işine geldiğine inanan insanlara da cok fazla birşey soylemek yersiz aslında.. Sadece yazık. Allah ıslah etsin hepsini..

    Cok şükür ki zaten dogruyu bilen aklı başında insanlar var ve inşallah sizin bu yaptığınız pisliklere rağmen bir kişi bile olsa o adamın bir kaç sohbetini baştan sona kadar dinler de ne kadar guzel bir dine mensup olduğumuzu anlar.. Sizinde çirkinlikleriniz yanınıza kalır..