kredi ve yurtlar kurumu

Şu an bir yurt odasinda dort kisi oturuyoruz. Bu oda maksimum 6 kişiyi alabilecekken 8 kişilik olarak ayarlanmış ve pencereleri oyle küçük ki hiç kapanmamasına rağmen yine de oda bazen havasız olabiliyor.. Ve yurtkurlarin en kotu taraflarından biri tabi ki yere basamamak. Surekli ayağınızda bir terlik,lavaboya, banyoya,odaya,yatağın kenarına kadar onunla dolaşır sonra yatarken cıkartıp sabah ilk iş yine giyersiniz. Herkesle eşit olduğunuzu gostermek ister gibi ayni şekil nevresim kullanırsınız ve nevresimler genellikle lekeli olur.. Herkesin ortak alani nerdeyse iki adim atacak kadar bir yerdir ve 8 kişinin tamami odada ve ayakta bulunamaz:)… Kucucuk bir dolaba kitaplarınız,elbiseleriniz,çantalarınız,peçete, tualet kagidi,makyaj malzemeleri,ütü, saç kurutma makinesi ve daha aklimiza gelmeyen bir sürü şey sığdırmaya çalışırsınız.. Ayakkabılarınız da odada olduğu için ayağı kokan bir arkadaş varsa yandınız. En çok o arkadaş başta olmak üzere hepiniz belli bir miktar kokudan rahatsız olursunuz..odanın dört bir köşesinde genellikle camaşır serilidir ve camaşır makinaları iki güne bir bozulur… Daha bir sürü kötü yanı vardır belki ama yine de guzeldir devlet yurdu. İlk sigara deneyimlerinin çokça yaşandığı hayatta karşılaşabileceginiz insan tiplerinin çoğunu görüp sabretmeyi öğrendiğimiz yerdir yurtkur.. Neyse bir yurtkur gecesinden daha herkese selamlar..

ders calis(ama)ma

Ders çalışmaya başlamaya çalışmak diye bir aşama var bizim hayatimizda.. Bir karar alıyorsunuz her sınav sonrası duzenli ders çalışmak için ancak o ders çalışmaya başlamak sevgilinden ayrılmaktan daha zor… İlk gün sabahtan karar verdiniz ama bir sürü yapmanız gereken iş vardır. Onları yapınca akşam olur ve ertesi güne kalir. İkinci gün pişmanlıkla ve biraz da zorla oturursunuz elinizde telefonla saatlerce oyun oynayip iki satır okuyup gidersiniz.. Ve bu duzen her gecen gün daha da bozularak gider hiçbir zaman ders çalışmaya zaman olmaz.. Ve sinavlar gelip kapıya dayandığında pismanlikla tekrar sınavlardan sonra duzenli calisacaginiza kendi kendinize söz verip yine yapamadan bir dönem gecirirsiniz. Butunlemelerde gunlerce uykusuz ders calisip sınıfı geçersiniz ve obur donem icin duzenli calisma hayalleriyle donemi bitirirsiniz:) evet ortalama bir üniversite öğrencisinin okul hayatı bu şekilde geçer gider…

ozledim

Özlemek üzerine çok şey söylenebilir ancak yine de yeterince ifade edemezsin ozlemini.. Hem cok yakici hemde delice guzel bir duygu özlemek… Gülüşünü özledim delice,güzel gözlerini,  içimi yakan bakislarini, en çokta sarılınca boynuna duyduğum kokusunu ozledim. Öyle bir kokusu vardır ki huzur kokar güven kokar buram buram AŞK kokar..onun yorungesinden,kokusundan uzaklaşınca anlarsın aslında bunu. Huzursuz olursun,korkarsin,tedirgin ve mutsuz olursun…evet çook ozledim..

ah bu sinavlar yakti bizi

Sevgili yök başkanimizin yeni değiştiği,bazı kurumların kpss şartı olmadan alım yapacagını öğrendiğimiz şu günlerde,geleceğe dair umutlarımız olmadan sınavlara hazırlaniyoruz… Hani bazı bölümler vardır basit görülür,işsiz sayısı fazladır ve herkes size bu kadar boşta insan varken sen niye bu bölümde okuyorsun der yada ima eder.. İşte bu bolumlerden birinde iktisat fakültesinde okumaktayım. Son sınıftayım bi taraftan kpss ye hazırlanıp bi taraftan da sınavlarımdan iyi notlarla geçmeye çalışıyorum. Hayallerim var ve tabi ki ideallerim ama birde herkesten duyduğum ve beni çok üzen,Endişelendiren bir şey var;Torpil olmadan olmaz…Gercekten bu kadar kötü durumda miyiz? Emeğin çalişmanin,dürüstlüğün,işini doğru yapmaya calismanin hiç mi önemi yok? Korkuyorum,tedirginim elbette ama diyorum ki Allah büyük elbet emeklerimizin hurmetine bize hayırlı kapılar açar..herkese sınavlarda başarılar..

Bu tarz benim degil!!

Evet kafaniz boşalsin hiçbirsey düşünmeyeyim istiyorsaniz yani beyninizi kullanmadan biraz zamam geçirmek istiyorsaniz mutlaka izlenmesi gereken saçma programlardan biri.. Ben çok izleyemiyorum bazen ve hatta genelde son kısmina denkgeliorum. Ve çok garibime gidiyor anne babası bile herhangi birşey söylese cevap verebilecek kapasiteye sahip insanların kendilerine bu kadar laf söyleyen insanlar karşısında susması. Peki niçin bu fedakarlık?bu sabır?bunların karşılığında beklenti nedir ki böyle kendilerini birsürü insanin muhabbet malzemesi yapabiliyorlar.çok şey söylenebilir bu konuda ancak değmez bu kadarı yeterli.. Şimdi gidip ders çalışmalı.. Vizeler yakın:(

maden kazaları!!!

hayal etmeye çalışıyorum kendimi toprağın metrelerce altında ve canlı… ölmeden mezara girip ne zaman öleceğim diye beklemek… ölüm yeterince soğuk, korkunç değilmiş gibi onu beklemek…toprağın üstündekiler içinse durum daha vahim. düşünmekten kaçmak ve gerçekleri görmemek için fazladan çaba harcayıp ders almamayı ve hiç ölümü hatırlamamayı tercih ediyorlar.

Allah’a inanıyorum ve yaşanılan herşeyin bir sebebi ve sonucu olduğunu biliyorum.kader diye bir şey var ve biz onu yaşıyoruz diye de hiçbirşeyi  sorgulamamakta yanlış diye düşünüyorum.daha fazla para kazanma hırsı yüzünden insanların hayatlarını hiçe sayanları sorgulamalıyız mesela ve hatta cezalandırılmalı. Rabbim adaletini elbette gösterecek ve onlar bir şekilde cezasını bulacaktır ancak elinde ceza verme gücü ve imkanı olan insanlarda bunu yapmamanın bedelini ödeyecektir. zaman veriliyor onlara haksızlığa karşı olmaları için ve onlar bir tercih yapıp bu zamanı satıp yemeyi yada mükafatını sonradan alacaklarına inanıp gerekeni yapmayı tercih edecekler…herkesin imtihanı farklı. Allah herkese bu hayat imtihanından alnı ak bir şekilde çıkmayı asip etsin…

İlk yazım

İlk yazımda insanların en sevmediğim yönlerinden bir tanesiyle başlamak istiyorum. Son zamanlarda en çok dikkatimi çeken durum bu;İnsanlar ormanların içinde yaşamak istiyor,bunun için para verip ev alıyorlar.. İyi hos bunlarda bir sorun yokta benim sinirimi bozan durum madem ormanı bu kadar çok seviyorsunuz niye bir tane ağaç dikmek için bir çaba harcamıyorsunuz hadi çabadan geçtim bari dikkat edin de yakmayın yok etmeyin ormanlarımızı,ağaçlarımızı…