Dön Dolaş Yine Başa Sar

Uzun bir yola çıkmak istiyor gönlüm. Sorgusuz sualsiz anlamsız yazılar yazmak istiyorum. Mantıksız davranmak, hata yapmak, kavga etmek, bangır bangır müzik dinlemek, toprağa basmak istiyorum… insan görmek istemiyorum bir süre.Kendim olmak istiyorum ama bilmiyorum ki ben kimim???

Otuzuma bir kala İstanbul’un bir semtinde milyonlarca insan arasında, kocaman binalardan birinde yaşıyorum.  Apartmanda kavga sesleri duyunca kapımı daha sıkı kapatıyorum. Kapıma yabancı biri gelince açmıyorum.Komşumun sıkıntısından haberim yok. Olsa da yapmam birşey çünkü iyilik yapmak  hata yapmakla eşdeğer bu şehirde…

Çocuğum toprak görmediği gibi evde tepinmesi yasak, Sokağa çıkamaz çıksa bile elimi bırakamaz. yılda üç gün gittiğimiz köyde ve beş gün gittiğimiz tatilde toprağa basabilir, temiz hava alabilir, istediği gibi bağırabilir. Böyle yazınca ne kadar da esir hayatı gibi değil mi?

3 yaşına gelince benim karar verdiğim bir kreşe gidecek. 5 yaşında binlerce çocukla aynı okulda yüzlerce öğrenciyle aynı sınıfta okumaya başlayacak. Kimseyi tanımayacak. benim karar verdiğim ailesini tanıdığım 4 yada 5 tane arkadaşı olacak. HAYAL KURMAK İÇİN BAKACAĞI BİR GÖKYÜZÜ OLMAYACAK. Kafasını kaldırınca yüksek binalar dışında birşey görmeyecek..

Mutfağa girip kek börek yapmak geçirmiyor artık sıkıntılarımı. dağlar kadar sorumluluk yükledi bu hayat bize. Eşimle iyi geçinmeli, Çocuğumu en sağlıklı ben beslemeliyim, Evimi temiz tutmalı misafirlerime en az iki çeşit yemek hazırlamalıyım. Bazılarına göre memur olmalı kendimi kurtarmalıyım. Bazılarına göre oturup evde çocuğuma bakmalıyım.  Benim ne düşündüğümün pek bir anlamı yok. Çünkü önce annelik gelir, sonra eş ve en son benim fikirlerim.

Burada yaşamak istemiyorum ben. Sevmiyorum ne bu şehri, ne bu şehrin insanlarının duygusuzluğunu, koca koca binaları, hiç boş kalmayan yolları, hiç boşalmayan sokakları sevmiyorum… H,iç dinlenemeyen kafamın içindekileri sevmiyorum.  Bu kadar standart bu kadar sıradan bu kadar hayalsiz yaşamayı sevemedim… hiçbirşeyim yokken hayallerim vardı. şimdi herşeyim var ama hayallerim yok.. Sanırım büyüdüm Hatta sanırım yaşlandım.

Kolay tuvalet eğitimi

 Merhabalar dostlar. Hayat çocuğunuz adım atmaya başladığı andan itibaren öyle hızlı geçiyor ki aylar gün gibi oluyor. O yuzden de değil yazı yazmak yemek yemeye zor fırsat buluyor bazen insan.

Bugün size herkesin genelde zorlandığı bir dönemi nasıl daha kolay atlatirsiniz onu anlatmak istiyorum. Ben denedim ve  bir haftada sadece bir kaç ufak kacamakla çok rahat bir tuvalet eğitimi   süreci  yaşadım. Bende tecrübelerimi paylasayim belki birine faydam olur diye düşünüp yazmak istedim. Şimdi gelelim nasıl yapılacağına..

Öncelikle ve ilk bakılması gerekli olan şey çocuğun fiziksel olarak hazır olması. Bunu da anlamanın kolay yolu sabah ilk uyandığında çocuğun bezine bakmak bence. Eğer çiş yoksa demekki çocuk artık tüm gece çişini tutabilecek kadar gelişmiş ve tuvalet egitimine hazırdır.

Madde madde yazayım ki daha anlaşılır olsun. Çocuğunuzun hazır olduğunu anladıktan sonra bir anda bezi çıkarın bir daha takmayin falan değil. Eğer böyle yaparsanız çocuk içinde sizin içinde çok yıpratıcı bir süreç olur. O yüzden ilk başta sadece sabah uyandığında sizinle birlikte tuvalete gitmesini sağlayın. Başını çıkartın ve sizde yanında oturarak çiş yapma pozisyonunda bekleyin. Bir kaç gün sonra hatta belki ilk gün bile çişini yaptığında onu tebrik edin, alkislayin yada onunla gurur duydugunuzu söyleyin. Yani kısaca aferin sana sen artık büyüdüm ve tuvalete yapıyorsun bende seninle gurur duyuyorum diyebilirsiniz..

Sonra büyük tuvalet için de bir kaç gün beklemeniz gerekir. Ve zaten anneler genellikle çocuklarının gün içinde hangi saatte yaptığını bilir. Eğer bunu alıyor ve biliyorsanız o saat geldiğinde çocuğunuzu alıp mümkünse normal tuvalete götürün ve suyu açın yada eline oyalanacagi başka şeyler verin. Sizde biraz oyalamak için çaba harcayin. Bir arada çocuk büyük tuvaletini yaparken onu destekleyin. Buyukler tuvalete yapar sende büyüdün artık gibi. İlk yaptığında yıkarken haydi bakalım kaka ya bay bay diyoruz deyin ve cocugunuzu kocaman alkislayin sarılın ve tebrik edin.. bunu başardığı için ne kadar mutlu olduğunuzu ona gösterin.

Bu ilk büyük ve küçük tuvaletten sonrası artık kolay yol. Hemen bezi çıkarmayın sabahlari yine tuvalete götürün ve bu süreç bir hafta 10 gün sursun.  Ve siz ilk kez yaptıktan sonra sonraki büyük tuvaletini yaptığında bezini çıkarın. bir kaç saat nasıl rahat ettiğini anlasın.

Bu arada çocuğa tuvaletle ilgili asla baskı yapmayın, evden başka bir yere gidecekseniz yada hayatınızda önemli değişiklikler olacaksa da bu eğitime baslamayin.

Bu bir hafta 10 günlük sürecin sonunda onunla konuşun. Artık beze ihtiyacı olmadığını, zaten gayet güzel bir şekilde tuvalete yapmayı bildiğini ve ona çok guvendiginizi belirtin. Bezi tamamen çıkarın. İlk ve ikinci gün kacamaklar yaptığında hiç kızmayin. Aaa unuttun mu tuvalete yapıyorduk. Hadi gidip yapalım deyin. Bu işte tatlı dil ve sabır en onemlisi bilin. Ve bu bir kaç günlük süreçte mümkünse babadan yardım alın. Çünkü gün içinde en az 15  kere tuvalete gidelim mi var mı yok mu diye ugrasinca ve 5 kere götürüp altincida dışarı çıkıp oraya yapınca insan biraz yipraniyor hâliyle.. eğer baba üsten gelince bir kaç saatliğine bu süreci devralirsa sizde deşarj olmuş bir şekilde yoluna devam edip, çocuğunuza karşı daha sabırlı ve anlayışlı olabilirsiniz.

Benim çocuğum bunu anlamaz, konuşmaktan soylemekten ne anlar demeyin. Benim oğlum 22 aylık ve ben konuşarak çok kolay hallettim. Üçüncü günün sonunda hiç altına yapmadı ve  iki gecedir de gece tuvalete diye kalkıp kendi uykulu gözlerle yapıp geri yatıyor. Bende onunla gurur duydugumu ve çok akıllı olduğunu, beni böyle anlamasinin ve uygulamasının muhteşem olduğunu söylüyorum.  Çok hoşuna gidiyor onunda.

Bu arada siz tabi isterseniz bir anda karar verip bezi çıkartıp ya yapabilirsiniz. Ancak genelde bu yöntem de çocuklar çok zorlanıyor ve annelerde. Cocugun hem bezden ayrilmasi, hemde kendi vücudundan bir parça çıktığını görmesi ve bunu tuvalette yapmasi bekleniyor. Ve tabi ki bu kadar beklentiyi bir arada gerçekleştirmek hem çocuk için zor hemde annenin sinirleri açısından zor. Bu yüzden böyle aşama aşama yapmak daha kolay geldi bana.

. Çocukları tuvalette oyalamak gerçekten zor.ancak orda suyun olması benim işimi çok kolaylastirdi. Suyu azıcık açıp altına su kabı koyuyordum ve o biraz birikince tuvaletin içine döküp aferin sana tuvaleti temizledin çok güzel oldu diyordum. Böylelikle hem şimdi her çişinin arkasından şu döküyor hemde tuvalette zaman geçirmek sıkıcı gelmiyor..

Ve son olarak eğer normal tualetiniz varsa bunu normal tuvalette yapın, klozet daha sonra alistirilirsa daha kolay olur.cunku normal tuvalette oturmak ve bağırsakları boşaltmak daha kolay ve çabuk oluyor.. inşallah birşey unutmadan yazmisimdir. Allah a emanet olun.

Saç Dökülmesi Ve Bebeklerde Cilt Lekeleri İçin En Etkili Çözüm

bıttım sabunu organik

Merhaba sevgili dostlar uzun zaman sonra yine nihayet yazmaya fırsat buldum.. Aslında aklımda önce denizli gezisi, ekşi mayalı ekmek yapımı, ve daha bir kaç konu vardı ancak bu aralar oğlumun burun tıkanıklığı sebebiyle uykusuz geceler geçiriyorum. Bu yüzden kafamı toplamakta biraz zorlanıyorum.  Bugün bende en çok işe yarayan saç dökülmesi formülünü vermek istedim.. BITTIM SABUNU VE SAÇ BAKIM YAĞI…

Okumaya devam et “Saç Dökülmesi Ve Bebeklerde Cilt Lekeleri İçin En Etkili Çözüm”

Bankalar ve Kredi Kartı Tuzakları

Hayırlı geceler dostlar… Bugün yaşadığımız olay üzerine bu yazıyı yazmaya karar verdim… Öncelikle ne yaşadığımızı anlatayım sonra konuya geçeyim…. Bugün eşime kredi kartı aldığı bankadan mesaj geliyor ve kredi kartı limitinin şu an kullandığımız limitten 4 kat fazlası bir limite çıkartıldığı söyleniyor… Bankalar otomatik olarak bunu artırma hakkına sahipmiş maalesef ve eşim nasılsa banka mesajı deyip kenara atsa yada cocugun elinde olsa gormesek haberimiz olmayacak… Neyse aksam geldi ve müşteri hizmetlerini aradı… Yaklaşık bir 10-15 dakika arası bekledikten sonra( bu da yıldırma politikası) zahmet Edip açan kişiye limiti düşürmesini ve bir daha habersiz yukseltmemesini söyledi ama ne kadar anlaşıldı zamanla göreceğiz…. Neyse gelelim esas konuya bu konularda nasıl davranilmali neler yapılmalı.

Okumaya devam et “Bankalar ve Kredi Kartı Tuzakları”

Yemek Yemeyen Çocuga Nasıl Davranilmali

Yemek Yemeyen Çocuga Nasıl Davranilmali

Hayırlı geceler dostlar… Çoğu anne babadan duyduğum ve çok şükür kı hiç yaşamadığım bir problem bu. Maalesef çocuklarda yeme düzeni de bütün herşeyde olduğu gibi en baştan beri dikkat edilmesi gereken bir konu.  Öncelikle şunu belirtmek isterim ki eğer bebeğiniz henüz ek gıdaya geçmemişse bu geçiş sürecinden önce iyi bir araştırma yapıp çocuğun ilk beslenmesinden itibaren dikkat ederseniz ilerideki bütün yaşamı boyunca hem sağlıklı bir çocuk yetiştirmiş olacaksınız hemde sizin hayatınız da kolay olacak.

Bir laf var çok haklı olduğunu düşündüğüm, “beslenme yanlissa ilacın yararı yok, beslenme doğruysa ilaca gerek yok”. Elbette emzirme süreci, hastalıklar yada ateş gibi durumlarda sizin tavrinizda önemli ancak bence bir çocuğun sağlıklı olması için en önemli etken beslenme, hatta bu yetişkinler içinde geçerli. Neyse biz konumuza gelelim.

En baştan uyarmak isterim ki eğer siz çocuğunuzu sağlıksız besliyorsaniz buna mutlaka bir bahaneniz vardır.  Ya ilerde nasılsa kendi alıp yiyecek dersiniz, ya annesinin böyle söyledigini söylersiniz, ya zamanım yok dersiniz v.b birsuru bahane bulursunuz ama istenilirse de yapılmayacak birşey değil inanın buna..

Çocuklarda ek gıdaya geçerken sebze pureleriyle başlayıp(bu konuda aşağılarda bir yazı olması lazım) daha sonraki süreçte hiç bir kapalı gıda vermeden ve aldığınız ürünlerde de elinizden geldiği kadar temiz ve organik almaya çalışmanız artık çocuğun beslenme düzeni için yeterli değil maalesef, elbette bunlar önemli ancak araştırdığım ve uygulayarak gördüğüm birşey daha var mı çocuklar yemek yemekten ne kadar zevk alırsa ( tabi bu durum anneye bağlı) o kadar iştahlı yiyorlar.. siz sırf çocuğunuz guzel yesin diye bazen tablet yada televizyon karşısında yediriyorsunuz ya çocuklar ekran karşısında yemek yediginde yemek yeme olayıni algilamadiklari için karinlari tok ancak bu doyum sırasında birşey hissetmedikleri için maalesef bir süre sonra yemek yemek onlar için eziyet gibi geliyor..

İkinci bir önemli nokta ise çocuğa ayrı yemek yedirmek… Çocuğunuza bakıcı da bakıyor olsa kendiniz de bakıyor olsanız mümkün olduğunca birlikte yemek yiyin. Tabi TV yada başka birşey izlemeden sohbet ederek ve çocukla ilgilenerek. Bu çocuğun sofra adabini, kaşık çatal tutmayı, cigneme becerisini ve tabi kı yemekten aldığı zevki artıracak ve bir daha kı yemek saatini iple çekecektir…

Üçüncü nokta ise evet kapalı hiçbir şey vermiyoruz ancak bunun yanında zamansız da birşey vermiyoruz… Siz sabah kalktığında kahvaltı haxirlayana kadar çocuk ayağımın altında mizlamasin diye çocuğa ekmek, elma, simit yada buna benzer şeyler verirseniz tabi kı çocuk yemek zamanında sofraya ilgili davranmaz. Onun daha fazla ilgisini çeken oyuncak yada başka birseyle ilgilenir.. Ancak sabah siz hazırlık yapana kadar iyice acikirsa çok güzel kahvaltıda verilen herşeyi yer..Bu sadece sabah için değil bütün öğünler için geçerli.. çocuğa mümkün olduğu kadar az ıvır zıvır verirseniz o kadar yemeğini güzel yer.( ( Bizde sabah kahvaltı saat iki yada üç gibi en geç bir meyve(muz, elma, kivi, portakal vs herhangi sadece bir tane yada bir kaç dilim) ve akşam 6-7 gibi akşam yemeği) )

Benim çocuğum büyüdü hiçbir şey yemiyor artık bende uğraşmıyorum ne isterse onu yapıyorum diyen anneler görüyorum kı maalesef çocuğunu sadece nutellali ekmek ve dışarıdan aldığı hazır donerle besleyen komşumu gördükçe üzülüyorum.. hele çocuğun bağışıklığının ne kadar kötü olduğunu ve en ufak bir şeyde hastalandığını gördükçe daha çok üzülüyorum…

Sevgili anneler bence hiçbir şey için geç değil. Çocuğunuz 8-9 yaşında bile olsa ona sevgiyle ve ilgiyle yaklaşarak sağlıklı beslenme düzenine geçebilirsiniz. Yeter kı isteyin… Çünkü yine zorlanan yine üzülen siz oluyorsunuz .. inanın bebeği küçükken uğraşmak istemeyen, işin kolayına kaçan herkes sağlık problemleri v.b bir sürü problemle karşılaşıp çok daha fazla yipraniyor.. o yüzden en güzeli işi baştan sıkı tutmak ve çocuklarımızı sağlıklı beslemek ve yemek düzeni oluşturmak için çaba sarf etmek..

Bu konu daha uzun bayağı yazılır ama oğlum uyumusken bende uyuyayım… Birde ne yedirebilirim diye düşünüyorsanız Instagram sayfamdan takip edebilir ve ordan soru sorabilirsiniz. 1kinalikuzu adresim, yukarda da var zaten… Ben genellikle kahvaltilarimizi paylaşmaya çalışıyorum kı bir faydası olur belki diye… Allah emanet olun..

 

 

Kirginliklarim

Benim güzel yürekli eşim bana doğum günümde bir günlük hediye etti… En baştaki sayfasına da bir kaç güzel söz yazmıştı… Bu defterin içinde hep güzel anılar biriktirmemi çok istiyormuş… Beni hep mutlu etmek istiyormus…

Maalesef kı benim eşimin kalbi gibi temiz değil herkesi kalbi.. Can yakmaktan korkmayanlar var. Kul hakkı yemekten cekinmeyenler var. Ve elbette böyle insanlar herkesin hayatında var..

Eski yaralarımı kanattılar son zamanlarda benim kapandı sandığım yaralarımı… Üstüne kocaman kocaman iyi anılar biriktirmeye çalıştığım yaralarıma ulaştılar bütün iyi anıları yikmaktan cekinmeden.. Öyle bir kanadı ki içim çekip gitmek istedim. Herkesi herşeyi bırakıp sadece evladımı alıp gitmek istedim.

Hem bütün yaralarimin sebebi, hemde iyileştirenim’ i, benim güzel kalpli eşimi bile arada kalmaktan kurtarmak için çekip gitmek istedim.

Zor şeyler yaşadım. Öyle çok kırıldım kı parcalarımı toplamam yıllarımı aldı. Oysa kimse bilmezmis karşısındakini herkes kırgınlıklarını döktü önüme. Yine sustum içimden haykırmak gelirken.. bende kırıldım hala bulamadığım parçalarım var demek isterdim, bir kişi değil elbirliğiyle neşemi aldınız benim elimden, gençliğimi, heveslerimi, sevgimi, herşeyimi yarım yasattiniz bana demek istedim…

Sustuklarim büyüdü yine içimde, her zamanki gibi yazmaya sığındım… Beni bilmez ya kimse ben hep daha fazla kirilmamak için sustum….

 

Evlat kokusu

Sevdiginin kokusuyla uyumak guzel olabilir ama evlat kokusu duyarak uyumak paha biçilemez… Ben hep bir erkek evladım olsun isterdim. Tek kızdım ben 3 tane abiden sonra doğan… Onlar daha sansliymis gibi hissederdim hep.. En azından birbirleriyle konusabiliyorlardi… Bense hep tek başıma kimseyle konuşamayan ,dertlesemeyen biri oldum.. annemle zaten kuşak farkımız öyle fazlaydı ki nerdeyse iş dışında bana bir genç kızın ne yapması yada yapmaması gerektiğini yada başıma birsey geldiğinde nasıl tepki vermem gerektiğini hiç öğretmedi.. eee bunu öğretecek bir abla da olmayınca ben hep kendim öğrenmek zorunda kaldım.. Sonra büyük yengem girdi ailemize O’ nu abla gibi sevdim.. Allah’tan da çok iyi bir insan çıktı da ondan çok şey öğrendim… Hakkını nasıl öderim bilmiyorum… Sonuç olarak pek mutlu olmayan ve hatta yalnız büyümek zorunda olduğu için de biraz mutsuz bir kız çocuğuydum ben… O yüzdendir belki de erkek evlat istemem… Çok şükür ki Rabbim nasip etti… Şimdi ona her bakışımda içim titrerken, büyümesini seyrederken herşeyi doğru yapmaya, doğru davranmaya çalışıyorum ve inşallah oğlumun bir kızkardeşi olursa onunla sohbet edebilecek kadar yakın olsunlar istiyorum… Hayırlı geceler