KARIŞIK YEMENİN ZARARLARI

Merhaba dostlar. Umarim sağlıklı, sıhhatli, huzurlu günler geciriyorsunuzdur. Ben maalesef ağır bir griple boğuştuğum için sürekli dinlenme halindeyim ve bu sırada hastalıklarla ilgili de okumaya devam ediyorum. Hazır fırsatım varken sizinle de paylaşmak istedim. Bugün karışık yemek yemenin zararları hakkında yazmak istiyorum. Bu bilgilerin Aidin salih’in gerçek tıp kitabından alıntı olduğunu belirtmek isterim.simdi gelelim yazıya.

Peygamber efendimiz (s.a.v) balık, yumurta, et ve süt ürünlerini birlikte ((bunun kansızlığa sebep olduğunu biliyorum)) hatta bir hayvanın etini başka hayvanın eti veya yağı ile birlikte yememistir. Mizaca uymayan yada birbirine uygun olmayıp, hazmı için ayrı enzimler gerektiren yemekler birbiriyle karıştığında sindirilemeden çürür. Mesela karbonhidrat ile proteinler, süt ürünleri ile balık, birkaç inekten sagilarak karıştırılan süt, karışık et ((örneğin aynı cinsten iki farklı hayvanın eti, bir hayvanın eti ile bir diğerinin yağı, dana ile tavuk eti veya aklınıza gelebilecek herhangi bir et kombinasyonu)) balık ile et, karışık yağlar ((örneğin koyun ile tavuk yağı, katı yağ ile sıvı yağ)) birbirlerine zıttır. Bunların parcalanabilmesi için ihtiyaç duyulan enzimler birbirine zıttır. Bu zıtlık enzimlerin üretilmesine engel olur ya da üretilen enzimlerin birbirini yok etmesine sebep olur ve yenen yemek sindirilemeden mayalanmaya veya çürümeye başlar. Bu midede saatler süren bir işlemdir ve bağırsaklarda dadevam eder. Yemekten sonra kanda lökositin yükselmesi bu sebepledir.

Çürüme veya mayalanma sonucu oluşan zehirli ve asitli kalıntılar bağırsaklarda yaşayan faydalı mikropları öldürür, sinir uçlarını zehirleyerek bağırsakların hareketini yavaşlatır ve kabızlık ortaya çıkar. Beslenmede ki hatalar devam ettikçe bağırsak duvarları kanalizasyon boruları gibi zehirli, yağlı atıklarla kaplanır , bağırsaklar genişler, cepler oluşur. Ceplerde diskisal taşlar toplanır ve yıllarca orda kalır. Bağırsakların iç zarında yer alan ve görevi zehirli atıkları kana karıştırmadan dışarı atmak olan tüycükleri çürütür. Tüycüklerin çürümesiyle kelleşen bağırsaklarda yaralar oluşur. Böylece bağırsakların iç dokuları, faydalı maddelerin yanı sıra zararlı, toksik maddeleri de kana karıştırır. Zararlı maddeler kılcal damarlardan doku sıvılarına kolayca geçerek hücreye ulaşmaya çalışır. Ancak hücreler, sağlıklı olduğu sürece, zararlı maddeleri içeri almakta direnir. Beslenme hataları devam ettikçe zararlı maddeler hücre duvarına ve hücreyi korumakla görevli mekanizmalara saldırır ve onları zamanla yıpratır. Hücrenin koruma mekanizması bozulunca besinlerle beraber zararlı maddeler de hücre içine geçerek hücrenin fonksiyonunu (( enerji ve gerekli maddelerin üretimi)) bozar.

Şimdilik bu kadar dostlar. Kendi elimizle kendi sağlığımızı bozmaktan vazgecmezsek yine en çok sıkıntıyı biz çekmeye devam edeceğiz. Allah hepimize okuduklarimizdan istifade etmeyi nasip etsin. Allah’a emanet olun…

ÇOCUĞU YENİ KREŞE BAŞLAYAN AİLELERE BİRKAÇ ÖNERİ

Selamlar dostlar. Bu sene hayatımda beklenmedik ve köklü değişiklikler oldu. Oğlum 35 aylık olunca kreşe başlamasına karar verdik ve bir kreşle görüşmeye gittim.  Aklımda yarım gün yada sadece oyun saatlerine göndermek vardı ama Allah razı olsun kreş müdiresi beni bu yanlışımdan döndürdü.  Bu durumun sakıncalarını öyle açık yüreklilikle anlattı ki hemen ikna oldum. Sonra orda bir yardımcıya ihtiyaç olduğunu ve çalışmak isteyip istemediğimi sorunca çok mutlu oldum. Çocuğumun bu ilk ayrılık sürecinde yanında olacağım için iyi hissettim. Okumaya devam et “ÇOCUĞU YENİ KREŞE BAŞLAYAN AİLELERE BİRKAÇ ÖNERİ”

ÇOCUK İSTİSMARLARI VE NEDENLERİ

Bu konu benim için yazması çok zor bir konu. Çocukluğumda yaşamak zorunda kaldıklarım yüzünden ailemden nefret ettiğim ve bu konuda tamamen iyileşemediğim için yazarken bile kötü oluyorum hatırladıklarım yüzünden. Ama yazayım ki başka evlatlar yaşamasın başka çocukların çocukluğu kararmasın. Eğer aile kendini eğitmezse bunların sonu gelmeyecek.

Okumaya devam et “ÇOCUK İSTİSMARLARI VE NEDENLERİ”

DOĞRU BESLENME KURALLARI 2

*FAZLA YEMEK*

Normalden fazla yiyen insanın midesi sindirim için daha çok enzime ihtiyaç duyar.enzim üretmek için çok enerji harcamak gerekir.  Sağlıklı bir insanda mide 200-250 gr yemeğin birinci hazmını, besine ve hazım gücüne bağlı olarak değişmekle beraber, 3-4 saat içinde kolayca gerçekleştirebilir, bu sırada kalpte zorlanmadan çalışır. 2 katı yemek yendiğinde is, sindirim ve fazlalıkların kısmen depolanması, kısmen dışarı atılması için, kalbin 4-6 kat daha fazla çalışması gerekir. Bu işlem sadece kalbi değil, sindirim, depolama ve boşaltımla görevli organları da yıpratır.

Okumaya devam et “DOĞRU BESLENME KURALLARI 2”

DOĞRU BESLENME KURALLARI 1

Merhaba sevgili dostlar… Bu aralar yazdığım şeyler pek kişisel değil. Daha doğrusu bir önceki yazımda bahsettiğim kitaptan alıntı. Kitapta öyle güzel bilgiler var ki mutlaka alıp okuyun derim ama bildiğim kadarıyla insanlar böyle 400-500 sayfalık kitapları alıp okuma konusunda pek isteksiz. Ama bazen internetten bir tıkla açıp sadece işimize yarayacak yeri okumak kolay geliyor. Ben de bu sebepten ötürü benim en çok faydalandığım ve sizinde çok işinize yarayacağını düşündüğüm bölümleri yazmak istiyorum..

Okumaya devam et “DOĞRU BESLENME KURALLARI 1”

AİDİN SALİH- GERÇEK TIP

Kocaman harflerle başlığa adını yazdığım kadın benim sağlık ve sağlık sistemleri ile ilgili bütün fikirlerimi değiştirip, gerçek bir Müslümanın şifayı araması gerektiği doğru kaynağı tüm akılcılığıyla anlattığı için hayatımı ve sağlığımı olumlu yönde müthiş bir değişime uğrattığı için minnettar olduğum kadındır..

Ben bu hayatta başımıza gelen her güzel şeyin dualarımız sayesinde olduğuna kalben inanıyorum. Bu kitabın karşıma çıkması da dualarımın kabul olması gibi bir şey benim için. Size nasıl tanıştığımı ve beni nasıl değiştirdiğini anlatmak istiyorum..

Okumaya devam et “AİDİN SALİH- GERÇEK TIP”

UYAN EY GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN

30 yaşına bastım bu gece. Bana biçilen kısacık hayattan otuz yılım gitmiş..  Kaçınılmaz sona doğru koşar adım giderken zamanı yavaşlatmaya güç yetmez biliyorum. Yorgun bedenim artık daha yorgun, kafam artık daha dolu, ancak ruhum bomboş…

Koşulsuz şartsız ALLAH sevgisiyle dolmayı istiyor gönlüm. Bu dünya nimetlerine kanıp ölümü unutmamak istiyor. Yaptığım ibadetleri şuurlu yapmak istiyor. Koşa koşa gittiğimiz sona hazır olmak istiyor…Bir sabah namazına uyanamadığı için UYAN EY GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN şiirini yazan Sultanın pişmanlığını duymuyorsam bir vakit namaz geçirdiğimde nasıl inanırım ki bu beden toprak olduğunda huzurla dolacak…

Yolun yarısı 35 demişler bazıları, belki de yolun yarısını bile görmek mümkün olmayacakken bu kadar dünya hırsına kapılmış olmak korkutuyor beni. Kendi vicdanıma hesap veremezken nasıl veririm bu dünyanın hesabını RABBİME.

Düşünmekten kaçmaya çalıştığımız ve belki birilerinin sırf insanlar düşünmesin diye uydurduğu fazla düşünme kafayı yersin cümlesi yüzünden hiç aklımıza getirmemeye çalıştığımız AHİRET HAYATI ne kadar da yakın görünüyor şimdi…Cevabını duymaktan korktuğumuz soruları sormuyoruz. İşimize gelmiyorsa hayır olan şer görünür oldu bize..

Kimseyi eleştirecek yüzüm yok. Kendime söyleyecek binlerce sözüm var oysa ki. İyi bir kul olabildim mi diye kaç kere düşündün ey nefsim. Dert denizinde yüzerken kaç kere vardır bunda da bir hayır diyebildim, Kac kere koşulsuz şartsız inanarak, herşeyden arınarak gittim huzura.. Ey nefsim… Hergün daha dün benim gibi nefes alırken şimdi toprak olanları görüp ders almak nasip olur mu bize.

Eskiden daha az ibadet ederdim ama ederken yürekten ederdim. Dua edince ulaştığını hissederek ederdim. Büyüdüm diye mi bu kadar kirlendi ruhum, Rabbim dualarımdan fazlasını nasip etti diye mi bu pervasızlık… Herşeyi verenin alacağı zaman gelmeden UYAN EY GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN….

 

Memeden Ayırma Süreci 3

Ve geldik son iki haftaya.. 3. Hafta bizim için öbür haftalara nispeten daha kolay geçti. Benim göğsümün yara olması sebebiyle akşama kadar dolan memeyi çocuğa vermek tam bir eziyet oluyordu. Ama biliyordum ki O da benim gibi akşama kadar bu anı hevesle bekliyordu… Ancak yine de canımın yanmasına tepki olarak kendimi sıkmam ve yüzümdeki acı ifadesini anlıyordu ve acı çektiğimi anlayınca memeyi bırakıyordu… Bırakması da işime gelmiyordu çünkü o süt memede kalırsa biliyordum ki daha çok canım yanacak. O yüzden emmesini söylediğimde önce seviyor, uf olmuş diyerek öpüp ondan sonra yüzüme bakarak emmeye devam ediyordu.  Acısa da devam ettik boylelikle…

Akşam ve sabah emzirmeye başlamıştım artık 3. Haftanin ortasından itibaren. En korktuğum akşam emmeyi bıraktırmaktı. Ancak korktuğum gibi olmadı.. Bir akşam misafirliğe gittiğimiz yerde uyuyup kalınca uyandırmadan yatırdık. Gece bir kere uyanip meme istedi ama artik gece meme yok dediğimde bana sarılıp uyudu… O an çok mutlu oldum. Meme olmasa da oglum bana dokunarak uyumuştu ilk defa… Oysa ilk haftalarda bunu teklif ettiğimde beni tekmelemiş ve ağlamıştı… Sevinçten uyuyamamıştım o gece:)  Sonraki gün süt bitmiş dediğimde bakcam dedi.. Bakti, sevdi, öptü ve kapattık.. İste o an anladım ki bu iş oldu.. hem de tam istediğim gibi oldu..

Oğlum son hafta tamamen normale döndü.. Sevgi dolu oğlum geri geldi. Öğlen uykusuna beraber yatıyorduk. Akşam uykularimiz biraz geç saate aksa da sorun kalmadı.. Son hafta artik tamamen kesmeye karar verdiğim gün oğlumla konuştum ve artık sütün bir daha gelmeyeceğini söyledim… Zaten bir kaç gündür geç uyuyup sabahta  geç uyanmaya başlamıştı. Resmen uzun zaman sonra böyle uzun sureli uyuyan ben dinlenmiş olarak uyaniyordum. Çok güzel bir duyguydu bu.. Sabah oğlum uyanınca ona ne yemek istediğini sordum kahvaltıda. Önce meme dedi. Bitmiş dediğimde bakiim dedi. Baktı ve kapattı.. Sonra ne istediğini sordum ve krep istedi.. yaptık yedik beraber.

Böylelikle bu süreci de atlattık çok şükür. Şimdi son olarak bir kaç not da verip bu yazıyı sonlandırmak istiyorum…

Not1=Geçiş mevsiminde, hayatınızda önemli bir değişiklik olacaksa, kafanız dinç değilse, çocuğa en az iki ay içinde başka bir eğitim (tuvalet,uyku v.s) verdiyseniz bu eğitime başlamayın.

Not2= Çocuk istemiyor diye söz verdiğiniz zaman geldiği zaman emmeyi ertelemeyin. Yoksa çocuk size guvenmez ve inanmaz..

Not3= mutlaka bir yol haritası belirleyin ve mümkün olduğunca değiştirmeden uygulayın..

Not4=Çocuğa herşeyi açık açık anlatın. Bilmek onun daha kolay kabullenmesini sağlıyor…

Sağlıkla kalin. Allah a emanet olun..

Memeden Ayırma Süreci 2

2.HAFTA: Aslında gözünüzü korkutmak en son istediğim şey bile değil ancak nelerle karşılaşacağınızı bilmek bu işi yürütürken gerçekten işe yarıyor. Ben bu konuda en çok Akademisyen Anne ‘ den faydalandım. Size de yazılarını okumanızı ve videolarını dinlemenizi tavsiye ederim. Tavsiye kısmını geçtikten sonra gerçek hayata dönelim. Bu hafta bir kaç kez eşimi arayıp bu iş olmayacak galiba ben dayanamıyorum dedim. Allahtan o beni hep yüreklendirdi. Bir kaç saat daha dayan ben gelince dışarı çıkarırım gibi telkinlerle ikna etti.

2. hafta ilk pazartesi sabahı uyandığında meme verdiğim oğluma  artık memede süt azaldığını akşam baba gelene kadar bekleyeceğimizi ve o gelince meme vereceğimi söyledim. Tabi benim oğlum bunu çok olgun karşılayıp o an tamam dedi. ama ben şok oldum tabii.. Meğerse bu ben bunu senin burnundan getirmez miyimden önceki sessizlikmiş:)  çocuğum bu hafta tamamen yabancı bir çocuk gibiydi. Benim sakin oğlum gitti. Yerine eline geçirdiği her şeyi atan, söz dinlemeyen, olur olmaz şeylere sinirlenip kendini yere atan bir çocuk geldi.

Bu süreçte bana oturmaya gelen komşularımda bu olaydan nasibini aldı ve bana çocuğa eziyet ettiğimi memeye birşeyler sürüp bir anda bıraktırmayı tavsiye edip gittiler… Zaten benim içi zor olan bu süreçten sonra bu lafları duymak beni iyice yıprattı. Yine de istikrarlı bir şekilde gündüzleri meme verme olayını bıraktım.

Ben babası gelince meme vereceğim dediğim için babası gelir gelmez kucağıma atlayıp anne baba meme söylemiyle hakkı olan memeyi talep ediyordu. Bende büyük bir özlemle emziriyordum( yazarken bile gözlerim doldu hatta aktı bir kaç damla öyle de çok özledim emzirmeyi) .

Perşembe ya da cuma günüydü tam hatırlayamıyorum. Oh hafta sonu geliyor biraz nefes alacağım derken yeni bir imtihan daha ortaya çıktı.. Çocuğum ateşlendi… Sanırım geçiş mevsiminde hava değişikliği  ve sık sık dışarı çıkarmamız sonucu oldu.. tam çocuğum yavaş yavaş normalleşmeye krizlerimiz azalmaya başlamışken bu ateş çok kötü olmuştu. Ve maalesef hasta yatan ve meme isteyen çocuğu kendi başıma oyalamam ve bu stresle başa çıkamayınca çizgi film işine güzel bir giriş yaptık. Evde tv olmaması sebebiyle internetten daha önceden biraz bildiğim maşa ile ayı izlemeye başladı.. Ancak telefondan değil daha çok müdahale edebileceğim bilgisayardan açmayı tercih ettim..

Sonuç olarak ikinci hafta benim için tam bir fiyasko oldu. Korkunç derecede yorucu, yıpratıcı bir hafta sonunda 2 gün de ateş devam edince Tam manasıyla bittim diyebilirim.. Günde iki saat kesintisiz uyuyan oğlum bir saat uyuyup onda da beş kere uyanmaya başladı. ilk 3 , 4 gece çok sık emzirmemeye çalışırken hasta olmasıyla birlikte gece sabah kadar ağzında tutmasına izin verdim ve sonuç olarak göğüs ucum yara oldu.. Zaten yeterince zor değilmiş gibi…

Yorulduk yıprandık ama süreç devam etmeliydi. Ve artık 3.hafta artık akşam emzirmesini kesmem ve gece emzirmelerini de azaltmalıydım..  Bu  arada şunu da yazmadan geçmek istemem. Tuvalet eğitimi olan oğlum o hafta tuvaletini söylemeyi reddetti yada son dakika kaçırmaya başlayınca söyledi. Tabi bu ekstra yorucu oldu ve en son çözüm yolu olarak her altına bıraktığında yıkamaya başladım. Bundan hoşlanmadığını biliyordum ama bu süreçte bir de bununla uğraşacak kadar enerjim kalmamıştı ve sonuçta 5. yıkamadan itibaren bunu bıraktı..

Tam umutlarım tükendi ve ben de bittim derken iyi haber oğlum sakinleşmeye başladı ve 3. hafta ikinci haftadan sonra çok daha kolay geldi. Krizler yine oldu ama 2. haftaya kıyasla daha azdı.. bu arada kriz demişken sakın meme istiyorum diye kriz çıkardı sanmayın. hatırladığım bir iki tanesini yazayım.. tuvalete niye annesi değil de babası götürmüş diye 10 dakika hıçkırarak ağladı, kahvaltıda yumurta sıcak biraz bekle dedim diye tabağıyla beraber yumurtayı fırlatıp tepinerek ağladı,  Dışarı çıkmak isteyip kapının önünde çıkmayacağım diye ağladı, Babası işten gelince annesine sarıldı diye ikimizi birden tekmeleyip kendini yere atarak ağladı. bu örnekler öyle çok ki…. Yani hiçbir zaman meme şimdi boş sonra vereceğim diye ağlamadı ama bu ağlamaların hepsi de bu sebeptendi biliyorum…(devamı gelecek)