ÇOCUĞU YENİ KREŞE BAŞLAYAN AİLELERE BİRKAÇ ÖNERİ

Selamlar dostlar. Bu sene hayatımda beklenmedik ve köklü değişiklikler oldu. Oğlum 35 aylık olunca kreşe başlamasına karar verdik ve bir kreşle görüşmeye gittim.  Aklımda yarım gün yada sadece oyun saatlerine göndermek vardı ama Allah razı olsun kreş müdiresi beni bu yanlışımdan döndürdü.  Bu durumun sakıncalarını öyle açık yüreklilikle anlattı ki hemen ikna oldum. Sonra orda bir yardımcıya ihtiyaç olduğunu ve çalışmak isteyip istemediğimi sorunca çok mutlu oldum. Çocuğumun bu ilk ayrılık sürecinde yanında olacağım için iyi hissettim.

Burda çalışmaya başlayınca çoğu şeyin dışardan göründüğü gibi olmadığını anladım. Ama tam tahmin ettiğim gibi çıkan şeyler de oldu. Mesela çocuğun ailesinin tavrı bütün süreçleri etkilediği gibi bu süreci de etkiliyor. Aslında daha iyi gördüğüm şey çocuğun ailesinin aynası olduğu. Mesela bir çocuğa bakınca ailesinin anlayışlı mı saygılı mı sinirli mi kaygılı mı olduğu hemen anlaşılıyor. neyse bu konu uzar kısa yazmak istiyorum. Çocuğumuza bu süreçte nasıl yardımcı olabiliriz???

Öncelikle çok iyi araştırın ve gözlemleyin vereceğiniz kreşi, anaokulunu, yada ilkokulu, ve en önemlisi de öğretmenini.. Okulun çok iyi olması farketmez öğretmeni  iyi değilse ve çocukları sadece iş olarak görüyorsa koşarak kaçın ordan. Aslında ben çocukları sevmeyenlerin öğretmen olmasına bile karşıyım ama işte bunu ölçecek bir mekanizma yok.  Neyse öğretmeni iyiyse zaten çoğu sorunu baştan çözdünüz demektir. Ancak tabi ki bu karşı tarafın görevi. Peki siz çocuğun bu sürece uyum sağlamasını nasıl sağlarsınız?

Öncelikle hiçbir kaygınızı çocuğun yanında ya da duyabileceği yerlerde dillendirmeyin. Bu zaten zor olan ayrılık sürecini çıkmaza sürükler. Bu işin araştırma aşamasında bile gayet normal ve güzel bir süreçmiş gibi davranın. Mesela onun okula gitmesinden yeni arkadaşlar bulmasından oyunlar oynamasından çok mutlu olacağınızı söyleyebilirsiniz. kesinlikle bu istek birşeyler öğrenecek, başarılı olacak şeklinde olmamalı ki çocuk kendini baskı altında hissetmesin. Sadece eğlenmesini, iyi vakit geçirmesini istediğinizi ve bu yüzden bunu yaptığınızı anlatın.

Çocuğun kaygılarını ve ne hissettiğini anlamak için de oyun içinde böyle bir süreci canlandırıp mesela bir oyuncağı okula gönderip orda oyunlar oynatıp, aktiviteler yapıyormuş gibi davranabilir ve onun kaygı duyduğunu düşündüğünüz yönlerini o bebek üzerinden anlatabilirsiniz. yani bebekle konuşuyormuş gibi yapıp ” seni biraz kaygılı görüyorum annen yanında olmayacağı için mi böylesin, yada mesela orada ne olacağını bilmediğin için korkuyor musun diyebilirsiniz. eğer çocuk herhangi bir konuda kaygı çekiyorsa bunu o bebeğin kaygısıymış gibi anlatacaktır. örneğin; siz böyle söyleyince hayır anne bebek orada tuvaletini yalnız yapamaz diye korkuyor derse bilin ki bu onu kaygılandıran bir durum. siz de aaa evet haklısın çocuğum iyi ki söyledin bunu. Ama bunun için kaygılanmasına gerek yok. Ben oradaki ablayla görüştüm ve bütün çocuklara yardımcı olmak için orda bulunduğunu ve bunu çok severek yaptığını söyledi bana. İstersen seninle gidip o ablayla tanışabiliriz diyebilirsiniz..

Yukarıdaki durum daha küçük yaşlarda kreşe gitmeye başlayacak çocuklar için uygun olabilir ama siz bunu kendinize göre çevirebilirsiniz.  Çocuklar en iyi kendilerini oyun içinde ifade ettikleri için bu yöntem genellikle en çok işe yarayan yöntem bence.

Bir de anne ya da babalar ama genellikle biz anneler çocuğun her anında yanında olmaya alışmışız ki geride durmayı beceremiyoruz. Okula çocuğu getiren bazı anneler biraz kendini geri çekmek yerine çocuğun, yemeğinden tuvaletine herşeyiyle kendi  ilgilenmeye çalışıyor. İzin verin görevli yapsın.Öğretmeni yapsın ki çocuk artık sadece sizinle olmayacağını ve bunun çokta korkutucu birşey olmadığını anlasın ve siz de anlayın.  Malesef bu şekilde yaparak anneler sadece alışma sürecini kendileri, öğretmenleri ve çocukları için uzatıyorlar. Sonra da benim çocuğum niye başka çocuklar gibi hemen alışamadı diye soruyorlar.

Biraz uzadı ama bunu da yazıp bitireyim. Çocuklar genellikle başka problemleri annemi özledim, eve gitmek istiyorum gibi bahanelerle gösteriyor. Mesela başka bir çocuk ona kötü davrandı, öğretmeni kızdı, yada herhangi başka birşey olduğunda çocuklar ben arkadaşıma kızdım demek yerine annemi özledim diye ağlıyorlar.  O yüzden ağlama sebebini öğrenmek için iyice istişare edin, öğretmenle, ordaki görevliyle, yetkiliyle.. mesela bu sabah balonu patladığı için ağlayan çocuk anneme gitmek istiyorum annemi özledim diye ağlıyordu. Anneni özlemeni anlıyorum ama şimdi annen gelene kadar oynaman için sana balon versem kabul eder misin dedim ve akşama kadar hiç ağlamadı tekrar.

Bunun gibi birsürü örnek verilebilir ama çocuğunuzla yakından ilgilenip oyunlar oynayarak konuşarak bu süreci çok kolaylaştırabilirsiniz. En basitinden çocuk okulda böyle oldu dediği zaman tamam ben öğretmenine söylerim demek yerine bunu öğretmenine olduğu zaman söylersen eminim o sana yardımcı olur derseniz çocuk artık okuldaki olayları içine atıp çözümsüz hale getireceğine öğretmenine söylemiş ve çözülmüş olduğu için hemen unutacaktır…

şimdilik bu kadar Allaha emanet olun

 

 

ÇOCUK İSTİSMARLARI VE NEDENLERİ

Bu konu benim için yazması çok zor bir konu. Çocukluğumda yaşamak zorunda kaldıklarım yüzünden ailemden nefret ettiğim ve bu konuda tamamen iyileşemediğim için yazarken bile kötü oluyorum hatırladıklarım yüzünden. Ama yazayım ki başka evlatlar yaşamasın başka çocukların çocukluğu kararmasın. Eğer aile kendini eğitmezse bunların sonu gelmeyecek.

Okumaya devam et “ÇOCUK İSTİSMARLARI VE NEDENLERİ”

DOĞRU BESLENME KURALLARI 2

*FAZLA YEMEK*

Normalden fazla yiyen insanın midesi sindirim için daha çok enzime ihtiyaç duyar.enzim üretmek için çok enerji harcamak gerekir.  Sağlıklı bir insanda mide 200-250 gr yemeğin birinci hazmını, besine ve hazım gücüne bağlı olarak değişmekle beraber, 3-4 saat içinde kolayca gerçekleştirebilir, bu sırada kalpte zorlanmadan çalışır. 2 katı yemek yendiğinde is, sindirim ve fazlalıkların kısmen depolanması, kısmen dışarı atılması için, kalbin 4-6 kat daha fazla çalışması gerekir. Bu işlem sadece kalbi değil, sindirim, depolama ve boşaltımla görevli organları da yıpratır.

Okumaya devam et “DOĞRU BESLENME KURALLARI 2”

DOĞRU BESLENME KURALLARI 1

Merhaba sevgili dostlar… Bu aralar yazdığım şeyler pek kişisel değil. Daha doğrusu bir önceki yazımda bahsettiğim kitaptan alıntı. Kitapta öyle güzel bilgiler var ki mutlaka alıp okuyun derim ama bildiğim kadarıyla insanlar böyle 400-500 sayfalık kitapları alıp okuma konusunda pek isteksiz. Ama bazen internetten bir tıkla açıp sadece işimize yarayacak yeri okumak kolay geliyor. Ben de bu sebepten ötürü benim en çok faydalandığım ve sizinde çok işinize yarayacağını düşündüğüm bölümleri yazmak istiyorum..

Okumaya devam et “DOĞRU BESLENME KURALLARI 1”

AİDİN SALİH- GERÇEK TIP

Kocaman harflerle başlığa adını yazdığım kadın benim sağlık ve sağlık sistemleri ile ilgili bütün fikirlerimi değiştirip, gerçek bir Müslümanın şifayı araması gerektiği doğru kaynağı tüm akılcılığıyla anlattığı için hayatımı ve sağlığımı olumlu yönde müthiş bir değişime uğrattığı için minnettar olduğum kadındır..

Ben bu hayatta başımıza gelen her güzel şeyin dualarımız sayesinde olduğuna kalben inanıyorum. Bu kitabın karşıma çıkması da dualarımın kabul olması gibi bir şey benim için. Size nasıl tanıştığımı ve beni nasıl değiştirdiğini anlatmak istiyorum..

Okumaya devam et “AİDİN SALİH- GERÇEK TIP”

UYAN EY GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN

30 yaşına bastım bu gece. Bana biçilen kısacık hayattan otuz yılım gitmiş..  Kaçınılmaz sona doğru koşar adım giderken zamanı yavaşlatmaya güç yetmez biliyorum. Yorgun bedenim artık daha yorgun, kafam artık daha dolu, ancak ruhum bomboş…

Koşulsuz şartsız ALLAH sevgisiyle dolmayı istiyor gönlüm. Bu dünya nimetlerine kanıp ölümü unutmamak istiyor. Yaptığım ibadetleri şuurlu yapmak istiyor. Koşa koşa gittiğimiz sona hazır olmak istiyor…Bir sabah namazına uyanamadığı için UYAN EY GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN şiirini yazan Sultanın pişmanlığını duymuyorsam bir vakit namaz geçirdiğimde nasıl inanırım ki bu beden toprak olduğunda huzurla dolacak…

Yolun yarısı 35 demişler bazıları, belki de yolun yarısını bile görmek mümkün olmayacakken bu kadar dünya hırsına kapılmış olmak korkutuyor beni. Kendi vicdanıma hesap veremezken nasıl veririm bu dünyanın hesabını RABBİME.

Düşünmekten kaçmaya çalıştığımız ve belki birilerinin sırf insanlar düşünmesin diye uydurduğu fazla düşünme kafayı yersin cümlesi yüzünden hiç aklımıza getirmemeye çalıştığımız AHİRET HAYATI ne kadar da yakın görünüyor şimdi…Cevabını duymaktan korktuğumuz soruları sormuyoruz. İşimize gelmiyorsa hayır olan şer görünür oldu bize..

Kimseyi eleştirecek yüzüm yok. Kendime söyleyecek binlerce sözüm var oysa ki. İyi bir kul olabildim mi diye kaç kere düşündün ey nefsim. Dert denizinde yüzerken kaç kere vardır bunda da bir hayır diyebildim, Kac kere koşulsuz şartsız inanarak, herşeyden arınarak gittim huzura.. Ey nefsim… Hergün daha dün benim gibi nefes alırken şimdi toprak olanları görüp ders almak nasip olur mu bize.

Eskiden daha az ibadet ederdim ama ederken yürekten ederdim. Dua edince ulaştığını hissederek ederdim. Büyüdüm diye mi bu kadar kirlendi ruhum, Rabbim dualarımdan fazlasını nasip etti diye mi bu pervasızlık… Herşeyi verenin alacağı zaman gelmeden UYAN EY GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN….

 

Memeden Ayırma Süreci 3

Ve geldik son iki haftaya.. 3. Hafta bizim için öbür haftalara nispeten daha kolay geçti. Benim göğsümün yara olması sebebiyle akşama kadar dolan memeyi çocuğa vermek tam bir eziyet oluyordu. Ama biliyordum ki O da benim gibi akşama kadar bu anı hevesle bekliyordu… Ancak yine de canımın yanmasına tepki olarak kendimi sıkmam ve yüzümdeki acı ifadesini anlıyordu ve acı çektiğimi anlayınca memeyi bırakıyordu… Bırakması da işime gelmiyordu çünkü o süt memede kalırsa biliyordum ki daha çok canım yanacak. O yüzden emmesini söylediğimde önce seviyor, uf olmuş diyerek öpüp ondan sonra yüzüme bakarak emmeye devam ediyordu.  Acısa da devam ettik boylelikle…

Akşam ve sabah emzirmeye başlamıştım artık 3. Haftanin ortasından itibaren. En korktuğum akşam emmeyi bıraktırmaktı. Ancak korktuğum gibi olmadı.. Bir akşam misafirliğe gittiğimiz yerde uyuyup kalınca uyandırmadan yatırdık. Gece bir kere uyanip meme istedi ama artik gece meme yok dediğimde bana sarılıp uyudu… O an çok mutlu oldum. Meme olmasa da oglum bana dokunarak uyumuştu ilk defa… Oysa ilk haftalarda bunu teklif ettiğimde beni tekmelemiş ve ağlamıştı… Sevinçten uyuyamamıştım o gece:)  Sonraki gün süt bitmiş dediğimde bakcam dedi.. Bakti, sevdi, öptü ve kapattık.. İste o an anladım ki bu iş oldu.. hem de tam istediğim gibi oldu..

Oğlum son hafta tamamen normale döndü.. Sevgi dolu oğlum geri geldi. Öğlen uykusuna beraber yatıyorduk. Akşam uykularimiz biraz geç saate aksa da sorun kalmadı.. Son hafta artik tamamen kesmeye karar verdiğim gün oğlumla konuştum ve artık sütün bir daha gelmeyeceğini söyledim… Zaten bir kaç gündür geç uyuyup sabahta  geç uyanmaya başlamıştı. Resmen uzun zaman sonra böyle uzun sureli uyuyan ben dinlenmiş olarak uyaniyordum. Çok güzel bir duyguydu bu.. Sabah oğlum uyanınca ona ne yemek istediğini sordum kahvaltıda. Önce meme dedi. Bitmiş dediğimde bakiim dedi. Baktı ve kapattı.. Sonra ne istediğini sordum ve krep istedi.. yaptık yedik beraber.

Böylelikle bu süreci de atlattık çok şükür. Şimdi son olarak bir kaç not da verip bu yazıyı sonlandırmak istiyorum…

Not1=Geçiş mevsiminde, hayatınızda önemli bir değişiklik olacaksa, kafanız dinç değilse, çocuğa en az iki ay içinde başka bir eğitim (tuvalet,uyku v.s) verdiyseniz bu eğitime başlamayın.

Not2= Çocuk istemiyor diye söz verdiğiniz zaman geldiği zaman emmeyi ertelemeyin. Yoksa çocuk size guvenmez ve inanmaz..

Not3= mutlaka bir yol haritası belirleyin ve mümkün olduğunca değiştirmeden uygulayın..

Not4=Çocuğa herşeyi açık açık anlatın. Bilmek onun daha kolay kabullenmesini sağlıyor…

Sağlıkla kalin. Allah a emanet olun..

Memeden Ayırma Süreci 2

2.HAFTA: Aslında gözünüzü korkutmak en son istediğim şey bile değil ancak nelerle karşılaşacağınızı bilmek bu işi yürütürken gerçekten işe yarıyor. Ben bu konuda en çok Akademisyen Anne ‘ den faydalandım. Size de yazılarını okumanızı ve videolarını dinlemenizi tavsiye ederim. Tavsiye kısmını geçtikten sonra gerçek hayata dönelim. Bu hafta bir kaç kez eşimi arayıp bu iş olmayacak galiba ben dayanamıyorum dedim. Allahtan o beni hep yüreklendirdi. Bir kaç saat daha dayan ben gelince dışarı çıkarırım gibi telkinlerle ikna etti.

2. hafta ilk pazartesi sabahı uyandığında meme verdiğim oğluma  artık memede süt azaldığını akşam baba gelene kadar bekleyeceğimizi ve o gelince meme vereceğimi söyledim. Tabi benim oğlum bunu çok olgun karşılayıp o an tamam dedi. ama ben şok oldum tabii.. Meğerse bu ben bunu senin burnundan getirmez miyimden önceki sessizlikmiş:)  çocuğum bu hafta tamamen yabancı bir çocuk gibiydi. Benim sakin oğlum gitti. Yerine eline geçirdiği her şeyi atan, söz dinlemeyen, olur olmaz şeylere sinirlenip kendini yere atan bir çocuk geldi.

Bu süreçte bana oturmaya gelen komşularımda bu olaydan nasibini aldı ve bana çocuğa eziyet ettiğimi memeye birşeyler sürüp bir anda bıraktırmayı tavsiye edip gittiler… Zaten benim içi zor olan bu süreçten sonra bu lafları duymak beni iyice yıprattı. Yine de istikrarlı bir şekilde gündüzleri meme verme olayını bıraktım.

Ben babası gelince meme vereceğim dediğim için babası gelir gelmez kucağıma atlayıp anne baba meme söylemiyle hakkı olan memeyi talep ediyordu. Bende büyük bir özlemle emziriyordum( yazarken bile gözlerim doldu hatta aktı bir kaç damla öyle de çok özledim emzirmeyi) .

Perşembe ya da cuma günüydü tam hatırlayamıyorum. Oh hafta sonu geliyor biraz nefes alacağım derken yeni bir imtihan daha ortaya çıktı.. Çocuğum ateşlendi… Sanırım geçiş mevsiminde hava değişikliği  ve sık sık dışarı çıkarmamız sonucu oldu.. tam çocuğum yavaş yavaş normalleşmeye krizlerimiz azalmaya başlamışken bu ateş çok kötü olmuştu. Ve maalesef hasta yatan ve meme isteyen çocuğu kendi başıma oyalamam ve bu stresle başa çıkamayınca çizgi film işine güzel bir giriş yaptık. Evde tv olmaması sebebiyle internetten daha önceden biraz bildiğim maşa ile ayı izlemeye başladı.. Ancak telefondan değil daha çok müdahale edebileceğim bilgisayardan açmayı tercih ettim..

Sonuç olarak ikinci hafta benim için tam bir fiyasko oldu. Korkunç derecede yorucu, yıpratıcı bir hafta sonunda 2 gün de ateş devam edince Tam manasıyla bittim diyebilirim.. Günde iki saat kesintisiz uyuyan oğlum bir saat uyuyup onda da beş kere uyanmaya başladı. ilk 3 , 4 gece çok sık emzirmemeye çalışırken hasta olmasıyla birlikte gece sabah kadar ağzında tutmasına izin verdim ve sonuç olarak göğüs ucum yara oldu.. Zaten yeterince zor değilmiş gibi…

Yorulduk yıprandık ama süreç devam etmeliydi. Ve artık 3.hafta artık akşam emzirmesini kesmem ve gece emzirmelerini de azaltmalıydım..  Bu  arada şunu da yazmadan geçmek istemem. Tuvalet eğitimi olan oğlum o hafta tuvaletini söylemeyi reddetti yada son dakika kaçırmaya başlayınca söyledi. Tabi bu ekstra yorucu oldu ve en son çözüm yolu olarak her altına bıraktığında yıkamaya başladım. Bundan hoşlanmadığını biliyordum ama bu süreçte bir de bununla uğraşacak kadar enerjim kalmamıştı ve sonuçta 5. yıkamadan itibaren bunu bıraktı..

Tam umutlarım tükendi ve ben de bittim derken iyi haber oğlum sakinleşmeye başladı ve 3. hafta ikinci haftadan sonra çok daha kolay geldi. Krizler yine oldu ama 2. haftaya kıyasla daha azdı.. bu arada kriz demişken sakın meme istiyorum diye kriz çıkardı sanmayın. hatırladığım bir iki tanesini yazayım.. tuvalete niye annesi değil de babası götürmüş diye 10 dakika hıçkırarak ağladı, kahvaltıda yumurta sıcak biraz bekle dedim diye tabağıyla beraber yumurtayı fırlatıp tepinerek ağladı,  Dışarı çıkmak isteyip kapının önünde çıkmayacağım diye ağladı, Babası işten gelince annesine sarıldı diye ikimizi birden tekmeleyip kendini yere atarak ağladı. bu örnekler öyle çok ki…. Yani hiçbir zaman meme şimdi boş sonra vereceğim diye ağlamadı ama bu ağlamaların hepsi de bu sebeptendi biliyorum…(devamı gelecek)

 

Memeden Ayırma Süreci 1

Hazırlık süreci: Öncelik kendi kafanızda ne zaman bitireceğinizi planlamak olmalı. Ben iki yaşını doldurunca bıraktırılması gerektiğini düşündüğüm için 2. doğum gününe bir hafta kala yumuşak bir giriş yapmayı tercih ettim. Ancak bu süreç hem psikolojik hem de bedensel açıdan zor ve yorucu. Buna hazır olmak lazım ve kesin olarak bir yol haritası hazırlayıp ondan şaşmadan devam etmek gerekir.

Bir de bilgi alma süreci var ki tam bir fiyasko benim açımdan. Bütün okuduğum kitaplarda ve dinlediğim uzmanlardan kademeli ayırma yönteminin en sağlıklı olanı olduğumu okumama ve dinlememe rağmen çevremde anne olan kime sorduysam herkes bunun tam tersini söyledi. Genel olarak herkes memeye bir şey sürerek ayırmış ve bunun kolay ve doğru bir yol olduğunu söylüyordu… Hatta bilgisine güvendiğim bir ablam kademeli ayırmak çalışan anne için olabilir. Çocukla 24 saat birlikte olan birinin bunu başarması neredeyse imkansız gibi bir şey söylediğinde umudum biraz kırılsa da her zaman doğru bildiğimi yapma konusunda ısrarcı oldum ve iyi ki olmuşum.

İLK GÜN:(pazartesi) Sabahtan akşama kadar istediği her anda istediği kadar emme özgürlüğü olan oğluma o gün ilk defa öğleden sonra uykusuna dalarken  bugün meme yok birlikte sarılıp uyuyacağız dediğimde ısrar etmedi ve sarıldık uyuduk. Tabi ben bir mutlu, bir rahatlamış, kendi kendime yaşanacak fırtınadan habersiz seviniyorum..ilk defa meme emmeden uyudu ve sorun çıkmadı..

2. GÜN: ilk günün kolay geçmesinin cesaretiyle 2. gün biraz daha rahat olarak bugün de meme olmadan uyuyacağımızı söyledim. Uyumayı reddetti. 5 kere falan su istedi. 3 veya 4 kere de tuvalete gitmek istedi. En sonunda uykusuzluk iyice başına vurup ben de yorulmaya başlamışken ayağımda salladım ve uyudu. Uyandığında elimde en sevdiği meyve ile bekliyordum. böylelikle yaklaşık 3 saat daha emmeden dayandı.

3. GÜN: Ben süreyi biraz daha uzatma hayaliyle yaşarken oğlum kalktıktan itibaren neredeyse yarım saatte bir gelip meme istedi. O istedikçe ben onu oyalamak için bin bir takla attım. En son arabasına koyup dışarı çıktım ve parkta bir saate yakın yorulduktan sonra dönüş yolunda arabasında uyudu. Tabi dönüş yolu 1 km den fazla olunca dayanamadı. Oh emmeden uyudu diye sevinecekken çıldırarak uyanmasıyla şok oldum. eve geldikten yarım saat sonra uyandı ve beni tekmeleyerek ve ağlayarak kendini yataktan attı. yanına yaklaştırmadı ne dediysem olmadı. O an emzirsem biliyorum ki bundan sonra bu krizler artarak devam edecekti.şu an süt olmadığını babası gelince meme vereceğimi söyledim. ama benim de çok üzüldüğümü söyledim. yüzüme baktı ve üzüldüğümü görünce sakinleşti. Tabi ben ona oyalanması için yiyecek bir şeyler verip lavaboya gidip ağladım..

4 GÜN: Gündüz ememeyen oğlum bu üç gecede emme işini öyle abarttı ki sabaha kadar meme ağzında dursun istiyordu.. bu günden sonra 7. güne çok zorlamadan ve genellikle dışarı çıkıp arkadaşlarıyla yorarak falan  atlattık.. Bir kaç tane daha buna benzer krizler atlattık. Cuma  günü babası geldikten itibaren bütün yükü ona attım diyebilirim. Çünkü benim içinde zor olan bu süreci devam ettirmek için deşarj olmalıydım.. Pazar günü doğumgünü vesilesiyle kuzenleri, halaları, dedesi, babaannesi derken kolay ve güzel bir gün geçirdik.. Öbür hafta yaşanacak fırtınalara hazır olduğumu sanırken meğer ne kadar da safmışım:)) (devamı gelecek)