kadın olmak üzerine..

En son Özgecan Aslan cinayetiyle bir kez daha ortaya çıktı maalesef ülkemizde kadının yeri…İlk duyduğumda içim öyle yandı ki  o kızın duyduğu korkuyu Manisa da geç bile olmayan bir saatte yurda dönerken otobüste az kişi kaldığında defalarca yaşadım. dua ede ede yurda geleceğim durağa kadar gelirdim..

şimdi o kız nasıl korkmuştur kim bilir yanlış yöne gittiğini anladığında. belki ölüme belki de ölümden bile daha kötü bir şey başına geleceğini anlayıp çaresiz olmak ne acı yarabbim..

şimdi işin farklı yönlerini konuşmak gerek sanırım.. günlerdir gündemi takip ediyorum. kimileri bu işin suçunu farklı çevrelere attı. kimileri hakaret etti. suçlulara bende dahil olmak üzere binlerce beddua ve hakaret edildi ki sonuna kadar hak ettiler..

bazı çevreler bunu dinimize bağladı ki bence en acı olan tarafı buydu.. hoşgörünün en üst seviyede olduğu ve gerçekten doğru yaşandığında bizleri mutsuz etmesi mümkün olmayan İslami hayata bu derece hakaret çok yanlıştı.. insanlar hata yapabilir. cani olabilir. hayvanlardan daha aşağılık olabilir ancak bu asla cinayet işlemeyi bütün insanlığı öldürmekle bir tutan bir dine inanan ya da yaşayan biri tarafından yapılamaz…

şimdi ki sistem de işler farklı çalışıyor evet.. insanlar din tüccarlığına başladı..yalandan, iftiradan, hak yemekten korkmayan ve kendine müslüman diyen tipler türedi.. onların erdiği kadar zararı başka hiç kimse veremezdi dinimize.. ama umurlarında mı? tabi ki hayır. onların tek derdi para, mevki,saygınlık kazanmak. oysa ki o kadar çirkin o kadar iğrenç ki iç dünyaları ellerine fırsat geçtiğinde her türlü kötülüğü yapabilirler..

gerçekten iman eden hiçbir insan bir canlıya zarar veremez. hele ki eşine asla.. onlar için eşleri armağandır. öyle davranırlar öyle hissettirirler.. hele kız çocukları cennetin anahtarıdır. o yüzden en değerlidir. en kıymetlidir. korunması gerekir bir mücevher gibi..

kendime dönmek gerekirse evlenmeden önce kadınlara değer vermeyen abimleri gördükçe evlilikten soğurdum. onlar evet kötü insanlar değillerdi ama eşlerini ALLAH ın emaneti olarak görüp öyle yaşayan insanlarda değildi. zarar vermezlerdi ama mutlu da etmezlerdi…Benimse karşıma dualarımı kabul ederek bir melek çıkardı.. şimdi hiç olmadığım kadar değerli, özgür, cesur, mutlu ve huzurlu  hissediyorum kendimi eşim ve onun bana bakış açısı sayesinde…

kendimden de örnek verdiğime göre konuyu toparlayıp kapatabilirim.. gerçekten iman eden inancı sağlam ve doğru yaşamaya çalışan kimse bir kadına ya da bir canlıya zarar vermez. onu korur kollar yardım eder ama asla zarar vermez… altını çizerek belirtmek isterim ki  gerçekten inanan ve yaşayanlar için geçerli.. yoksa sahtekarlar için değil..

14 şubat sevgililer günü

Sevgililer günü olarak bilinen 14 şubata bir kaç gün kaldı.. Sevgilisi olanlar nişanlılar, evliler ve sevgili olmak isteyenler için de anlamlı bir gün olabilir.şimdi herkes hediye alma derdine düştü. bu o kadar zor bir iş ki herkesin günler öncesinden düşünmek araştırmak zorunda kaldığı bir durum.

Herkesin düşüncesi farklı bu konuda. bazı insanlar kutlanmaması gerektiğini düşünüyor. bazıları ise kapitalizmin oyunu olduğunu o yüzden birşey yapmamak gerektiğini düşünüyor.. bazısının parası yok bazısının da alacak kimsesi.. yani hediye almayı düşünmeyen bir kesim var.. bende bunlardan biriyim ama benim mazeretim farklı.. ben herkesin yaptığı günlerde yapılan şeyleri sevmiyorum.. neyse hediye almayı düşünen insanlar için pratik ve uygun  bir kaç detay vereyim de gideyim en iyisi…

Aslında bu durum karşınızdakinin sizin için ne kadar değerli olduğu, ya da onun daha ne kadar hayatınızda olmasını istediğinizle yakın alakalı bence.. Eğer o kişiyle bir gelecek düşünüyorsanız ona küçük ama anlamlı bir hediye yaptırabilirsiniz.. örneğin isimleriniz hattat elinde yazılmış çerçeve içinde olabilir ve bunu ona evimizin ilk eşyası olarak verebilirsiniz.. bu o kadar pahalı birşey değil ama yine de ağır gelir diyorsanız daha  küçük sizi ona anımsatacak bir şeyler güzel olabilir..

Bunlar normal sevgililer için bir de bu işi gizli saklı yürütenler var ve ailesinin bu durumu bilmesini istemiyorsa o zaman durum farklı.. ona daha saklanması kolay hatta tüketilebilir bir şeyler hediye etmek daha makul olabilir.. örneğin çikolata her zaman bu konuda iyi bir seçim olmuştur.. tabi ki marketten alıp sevgiliye vermek değil mesele.. madem ki o kişi sizin için gizli saklı işler yapmayı göze alıyor sizde azcık paraya kıyıp kaliteli bir şeyler alın.. üstelik hediyeden daha çok paketi yani sunum önemlidir. ona öyle bir sunum yapın ki er yaptığınız işte onu düşündüğünüzü anlasın..

Daha çok şey yazılır ama kafa doldurmaya gerek yok… herkesin iyi bir sevgililer günü geçirmesi dileğiyle…

ah ulan istanbul

İstanbul… adı bile bir başka gelir insana içinde yaşamıyorsan. Hayaller kurulur üstüne dünyalar kadar sanki ulaşılmaz bir şehir gibidir uzaktan bakana. boğazı vardır bir kere üstüne hayaller kurdurur  ta ki gerçeğini görene kadar.. İstanbul uzaktan daha güzeldir aslında.. içine girenler hayat karmaşasında kaybolup gitmişlerdir çünkü..

Bütün diziler orada çekilmiş. beğenilen sevilen herkes orada yaşamaktadır dışarıdan bakan için.. çok caziptir. çok çekicidir.. herkesin gençliğinde bir kere hayalini kurduğu bir yer gibi gelir bana.. hele küçük bir yerde yaşamışsanız ve sadece televizyondan izlediğin bir şehirse ve asla orayı göremeyeceğini düşünüyorsan daha caziptir..

sonra içine girersin. önce karmaşasında kaybolmaktan korkarsın. alışılır zaman geçtikçe uzaktayken özlersin kalabalığını.. ama insanın hayallerini yıktığı da bir gerçektir.. Dışarıdan ışıl ışıl bir yerken içinde sadece nasıl daha iyi yaşayabilirim düşüncesiyle insanları birbirini yediği bir yerdir.. bir sokakta insanlar kiralarını denkleştirmek için kafa patlatırken öbür yanda o insanların kirasını bir gecede harcayan insanların olduğu bir şehir.. adaletsizliğin çırılçıplak karşımızda durduğu.. insanın nefsini zorlayan İSTANBUL…