final haftaları

Bu kışın en soğuk günlerini yaşadığımız zamanlarda içimizi üşüten sadece soğuk değil malesef.. Sınavlar yaklaştı ve biz yine bu sınavlara son haftaya kadar çalışmayıp son hafta elimiz ayağımıza dolandı.. Not bulma ders çalışma hevesine düşsekte biraz geç kaldığımız bir gerçek…

Benimse en çok zoruma giden ders çalışmak sinava girmek değil bu buz gibi havalarda dışarı çıkmak zorunda kalmak.. O sıcacık mis gibi yatağından çıkıp buz gibi soğukta okula gitmek benim gibi hayatı kedi modunda sicakta geçirmeyi sevenler için hiç iyi değil…

Ben ki insanlar tişörtle dururken kazakla zor ısınan biriyim, insanlar mont giyerken ben ustume battaniye alıp mı çıkayım:) Şimdi ben bunları düşünürken nasıl ders çalışayım.. Ah hayat zalimsin pardon hocalar zalim:))

Bu ders arası üşüyerek yazılan yazıdan sonra bütün sınava gireceklere başarılar dilerim.. Allahim bildiğinizi yapmak, bilmediginizi atmak ve attığınızı tutturmak nasip etsin:)

aşığım beni seven kalbine

Yaklaşık dört yıl oldu onu tanıyalı. korkularım vardı en başta benim boyumu aşan,içimi sıkan… Ve yaralarım vardı ince ince kanayan kimsenin görmediği.. Güvenmiyordum hayatımda kimseye ve ona da güvenemedim.. aylarca hatta yıllarca uğraştı beni iyileştirmek için..

o hayatında kötülük bilmeyen, görmeyen, hep korunaklı yaşamış, yara almamış, sapasağlam bir karaktere ve yüreğe sahipti.. Aslında çok daha uzun zaman önce tanımıştım  onu, ilk gördüğümde daha 15li yaşlarımdaydım. gözlerinin karası içime işlemişti ta o zamandan, umutsuzdum ama sadece bir hayal olabilirdi benim için.. her bayram öncesi acaba gelirler mi diye heyecanlanıp içim kıpır kıpır ederdi.. ve o zaman bile kaçardım ondan aşık olmamak için..

sonra mucize oldu o da beni sevdi.. ilk konuştuğumuzda inanamamıştım onun olduğuna. o  bir hayaldi benim için nasıl gerçek olabilirdi ki.. Ona o kadar çabuk alıştım ki sanırsın yıllardır tanıyorum içimde..çok sevdim onu sanki yıllardır içimde sakladığım bütün sevme hissi onu bekliyormuş gibi.. ilk yüzüme dokunduğunda elleri bütün bedenimin baştan aşağı titremesine engel olamayışım bu yüzdendi belki de..

bu kadar büyük aşkın imtihanı da ağır olacaktı elbette ve oldu da. Hayatımda babamdan sonra en çok kaybetmekten korktuğum adam oldu ve o adam beni öyle bir bıraktı ki içimdeki sevme hissini parça parça ederek yandım, piştim,duruldum,korktum ve en kötü anımda onun için dua edecek kadar onu sevmeye devam ettim. nasıl oldu bende bilmiyorum ama oldu işte…

şimdi o adam benim eşim ve arkamdaki koltukta uyuyor.. hala içim titriyor gözlerine bakınca, korkuyorum hala kaybetmekten.. Ve O; benim kocaman yürekli aşkım beni benden iyi bilen, yolum, yoldaşım,ömrüm,sevdiğim,mutluluğum, huzurum, herşeyim..

gökyüzü gibi mavim, ormanlar gibi yeşilim, su gibi vazgeçilmezim,melekler gibi temizim, dünyamı aydınlatan güneşim, yüzün hiç solmasın. kalbindeki yerim hep aynı kalsın diye dua ettiğim, iyi ki benimlesin. SENİ ÇOK SEVİYORUM

neler oluyor hayatta

Öyle haberler izliyoruz ki televizyonlarda yada görüyoruz sosyal medyada. İnsanların günden güne nasıl da hayvandan aşağı bir varlığa dönüştüklerine şahit oluyoruz…

Korkuyorum artık bu dünyadan insanlardan. Küçükken mezarlığın yanından gecerken korkardım hep annem derdi ki kızım ölüden zarar gelmez sen dirisinden kork diye. Şimdi anlıyorum ne çok haklı olduğunu.. Biz insan olarak yaratıldıklar lâkin bu yapılanlar insanlık değil…

Hani eskiden beri anlatırlar ya şu kavim şu azaba uğramış şu kavim yok edilmiş sapıttıkları için diye gercekten bende korkuyorum artık. Bu kadar sapkınlığın sonu hayra alamet değil gibi geliyor bana.

Paramız var paylaşmayı unuttuk, sağlığımız var şükretmeyi unuttuk,oyle bir daldık ki dünya ya ahireti unuttuk, bol ışıklı şehirlerde kendimize kalıp düşünmeyi unuttuk, ve belki de en kötüsü kötülüğe alışıp iyiyi, iyiliği unuttuk..

Her yerimiz aydınlıkken içimiz öyle karanlık ki korkutuyor bu beni…

cemaat misiniz?

merhaba

Bu konu tamamen bu günlerdeki gündemden bağımsız ancak gündeme gelen konular sebebiyle deşilmiş yaradır…

bundan yıllar evvel liseye başladım ve maalesef ki liseyi okuyabileceğim en yakın yerde kızların kalabileceği bir yurt olmaması ve birazda belki dindar bir kurum olarak görüldüğünden cemaat evinde kalmak zorunda kaldım… içeriğe fazla girmeye gerek duymuyorum zaten artık çoğu insan bunu biliyor yada en azından bir kısmını…

bir dönem orada kaldım ikinci döneme başladık ve rahatsızlandığım için(psikolojim bozulduğu için) evden ve evde kaldığımız için bizi birazda zorla kaydettirdikleri dershaneden ayrılmak istedim ve ayrıldım da… babam bu dönemde yaşadığım bazı olaylardan dolayı bu kurumu savcılığa şikayet etmek istedi!!!! burada geniş bir parantez açmak lazım ki istedi ama gerçekleştiremedi.. peki neden??

çünkü bu kurumla ilgili dava açmak için başvurduğu avukat onlar güçlü başa çıkamazsın diyerek kabul etmedi. babam yine de savcıya bir dilekçe verdi hatta evde birlikte yazdık ama ne o dilekçe işleme kondu ne de bir haber geldi.. bir süre sonra savcını başka yere tayini çıktı!!!

tüm bu olaylar yaşanırken bir taraftan da mecburi kayıtlandığım dershaneden ayrılmak için babam son kalan parayı ödedi. ödedi ama ödediği gün nasıl olduysa herkes birbirlerine postalayarak makbuzu bulamadılar!!  bir kaç gün sonra babam tekrar makbuzu almaya gitti ve bizim sevgili cemaat insanlarımız dava etmesi durumunda başına geleceklerden bahsetmiş ( burada içeriği söylemeye ben bile utandığım şekilde) sonrasında yine makbuzu vermemek için direnmişlerse de babam bağırıp çağırarak benim dersaneye gitmeden ödediği paranın makbuzunu alabilmiş…
tüm bu olaylar yaşanırken babam dört tane çocuğuna para yetiştirmeye çalışıyordu çiftçilikle…
son zamanlarda bir şeyler oluyor ya hiç bir şey sebepsiz değil . RABBİM öyle büyük adalet sahibi ki zamanında güçlü olduğu için eziyet etmekten kaçınmayanlar şimdi mağduruz suçumuz yok diye diye ortalıkta geziniyorlar..
her zaman diyorum hayatta başımıza gelen hiç bir şey sebepsiz değil.. herkes ne ekerse onu biçiyor ve biçecek..

torpillileştiremediklerimizdenmisiniz??

Son günlerde her yerde aynı haberler var. Görmemek nerdeyse imkânsız. İki konu var,biri osmanlıca birisi de bu..

Torpil olayı o kadar eleştirildi ki sanırsınız bu eleştirenler bugun torpil bulsa kullanmaz. O derece dürüst ve namuslu.. İnsan önce kendine bakmalı,kendi nefsini temizlemeli ki eleştiri yapabilsin.

Şöyle kısaca birşey anlatmak istiyorum: ben üniversite 4.sınıf ogrencisiyim ve arkadaslarimla sohbet ediyoruz geleceğe dair. Diyorum ki ben elimden geldiği kadar çalışırım. Allahin izniyle de girerim bir yere inşallah olmazsa da bos durmam elimden geldiği kadar hak yemeden çaba gosteririm.. Adam diyor ki artık torpilsiz olmuyor bu işler senin varsa torpilin sen kullanmayacaksan biz kullanalım..

Bu konu uzun ama devamına gerek yok… Şimdi bu insanlar torpille birileri girdiği için mi kızgın yoksa kendileri bir torpil bulup giremediği icin mi? Hangisi doğru peki? Hiçbiri… Çaba gostermeden bir şeylere sahip olma arzusunda bu kadar insan varken neyin elestirisi bu..

İnsan nasılsa oyle yönetilirmiş. Once kendimizi temizleyelim sonra yonetenlerden temizlik bekleyelim..

her şey unutulur mu….?

bazı şeyler vardır ya hani unutmak istersin delice. aklına gelmesin istersin bir an bile. aklına gelince kızarsın, üzülürsün,için de kor olduğunu sandığın ateşin alev alev seni sardığını hissedersin. onu yaşamak ne kadar zor geldiyse o acıyla orantılı olarak artar kızgınlık ve kırgınlık.. ve yaşatan hala yanındaysa işte en kötüsü odur.sadece kendini değil onu da yakmak istersin içindeki kızgınlık ateşiyle. o bilir mi bunu peki?hayır,asla.. eğer o bunu anlayabiliyorsa zaten her şey aşılmış bütün sorunlar çözülmüştür. hatırlasan bile kötü bir hatıra deyip silersin kafandan.. ya anlamamışsa içinin yandığını ya gözlerine baktığında anlayamıyorsa kızgınlık sebebini? ne denebilir ki geçmiş olsun. o ilişkiden hayır gelmez artık.. çoğu erkeğin kadından şikayetçi olduğu,anlaşılmaz varlıklar olmamızı düşünmesine sebep olan durumlardan biridir bu. o sanıyor ki hiçbir şey yokken olay çıkardın bazen de şımarıklık olarak görür. ona göre senin iyi olman için her şeyi yapmıştır niye hala şikayet edip olay çıkartırsın ki. ama öyle değildir özünde senin akşama kadar çalışmış olman ona özel değil ki sonuçta başka biri de olsa ona bakmak için çalışacaktın.. oysa sadece bir kaç saatini ona ayırıp onunla sohbet etsen gözlerine baksan içindeki tüm yaraları teker teker iyileştireceksin..  ona fazladan ayırdığın biraz zaman sana fazlasıyla huzur, aşk, mutluluk, sadakat olarak geri dönecektir..çoğu ilişki bu ufacık zamanlar yüzünden bitmekte yada sorunlu olmakta ve yine böyle yapanlar farkında olmadan bile hayatlarına değer kattılar belki de.. hayat ilişkilerinizin yarasız beresiz olması mümkün değil belki ama iyileşmek ve iyileştirmekte sizin elinizde..